·74 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2025 20:34 “Bazı kitaplar seni yormaz, seni kendinden söküp alır.”
Tuğba Saydam’ın Derinlik adlı kitabı tam olarak böyle bir etkide bulundu bende. Ne olduğunu ilk anda anlayamadığım bir dalga gibi—yavaş yavaş içime doldu, sonra oradan bir şeyleri kaldırıp aldı.
Okurken sadece cümleleri değil, aralarındaki boşlukları da duydum. Hatta bazen en çok orası konuştu.
Konu Değil, Derinlik Asıl Mesele
Kitap 74 sayfalık minicik bir şey gibi duruyor. Ama tam da bu yüzden güçlü. O kısalık, içerdiği yoğunluğu daha da yakıcı yapıyor.
Bir olay örgüsünden çok, bir ruh hali kitabı bu. Aslında anlatılan bir karakter değil, bir varoluş hali. Sarsılmış, ama hâlâ ayakta kalmak isteyen, kendi içinde yeniden doğmaya çabalayan bir zihin var satır aralarında. Ve bu zihin, sadece başkalarının yaptığı şeylerle değil, kendi iç sesiyle de çok meşgul.
Geçmişin gölgeleri, çocuklukta oluşan izler, anneyle kurulan (ya da kurulamayan) bağ, büyürken elde edilemeyen şeyler… Bunların hepsi buz gibi bir sessizlikle yüzeye çıkıyor. Ama bağırarak değil. Kitap boyunca hiçbir şey bağırmıyor. Her şey susarak konuşuyor. Ve bu sessizlik bazen çığlıktan daha güçlü oluyor.
Çocukluk – Sanki Benim Küçüklüğüm
Okurken bir yerden sonra kitabın karakteriyle özdeşleşmedim, onu kendim sandım. Özellikle geçmişe yapılan dönüşlerde çok tanıdık bir hüzün vardı.
O “çocuk halimizi sahiplenememek”, annemize kızarken bile suçluluk duymak, yıllar geçse de hâlâ bazı bakışlardan etkilenmek…
“Küçük bir çocuğu ağlarken yalnız bırakmak, bir insanı asla büyüyemeyecek bir yetişkin haline getirir.”
Bu cümleyi okuduktan sonra bir süre hiçbir şey okuyamadım. Sadece durdum. O çocuk ben miydim?
Anlatım Tarzı – Az Kelime, Çok Şey
Saydam’ın anlatımı bana çok tanıdık geliyor. Hiç süslemiyor, büyük laflar etmiyor, hatta zaman zaman cümleleri eksik bırakıyor. Ama bu eksiklikler boşluk değil, daha çok “sen tamamla burayı” diyor gibi.
Bazı cümleler var, öyle basit ki neredeyse gözden kaçıyor. Ama o cümle içinden geçip gidiyor.
Şiir gibi bir anlatım değil, ama duygusu şiir gibi. Dili sade ama okuru hafife almıyor. “Anlayan anlasın” gibi değil, daha çok “ben içimde böyle hissettim, sen de kendi içini aç” gibi bir tavrı var. Ve ben bu üslubu çok sevdim.
Derinliğin Biçimi – Boşluklarla Kurulan Hikâye
Kitabın adı Derinlik ama derinlik kelimelerle değil, suskunlukla kurulmuş. Bazen bir cümle bitiyor, nokta koymuyor yazar. Çünkü o cümle aslında bitmiyor.
Ben kendi içimde tamamladım birçok şeyi. Belki yanlış anladım ama bana iyi geldi.
Kitabı bitirdiğimde, sanki yazarla konuşmamışız da beraber bir yere gidip oturmuşuz gibi hissettim. Konuşmamışız, ama çok şey paylaşmışız.
Bu his başka bir kitapta çok az oluşur.
Beni En Çok Sarsan Yerler
Bazı bölümlerde gözlerim doldu, ama ağlamadım. Çünkü ağlamak bile aktif bir eylem. Ben sadece “sessizce yok oldum” o anlarda.
“Bir çocukken fark etmediğim tüm susmalar şimdi kanıyor içimde.”
Bu satır benim içime kazındı. Sanki biri içimi açtı ve parmakla gösterdi: “Bak burası hâlâ iyileşmedi.”
“Annemin gölgesi bazen üzerime düşüyor, hâlâ ürküyorum.”
Bu kadar sade bir cümle, bu kadar çok şey anlatabilir mi?
Kendimle Yüzleşme Hissi
Bu kitap, bir terapi seansı gibi değil. Daha çok terapinin öncesi gibi. Yani içimdeki tortuları harekete geçiren, “şimdi artık yüzleşmeye hazırsın” dedirten bir ön evre gibi.
Sarsıcı ama öğretici. Hüzünlü ama şefkatli.
Ben okurken kendimle karşılaştım. Ama öyle aynaya bakmak gibi değil, yıllardır görmediğim çocukluk arkadaşımı sokakta görmüş gibi… Tanıdım ama önce inanamadım.
Sonuç: Bir Kitap Değil, Bir İç Dalga
Derinlik, olaylar zinciriyle ilerleyen bir kitap değil. O yüzden beklenti buysa hayal kırıklığına uğratabilir. Ama eğer beklentin, “kendine biraz daha yaklaşmaksa”, işte tam da doğru kitap bu.
Benim için bu kitap bir “yavaş yavaş içime akan su” gibiydi. Taşırmadı ama orada bir yerleri temizledi. Belki bazı kirleri daha da belirginleştirdi. Ama bu da bir başlangıç.
Genel Puanım: 9.5 / 10
Kısa, sade ama duygusal derinliği yüksek. Öyle bir kitap ki, sadece okunmaz—hissedilir.
Bazı insanlar hayatına sessizce girer ve seni değiştirir. Derinlik tam da öyle bir kitap.
Az konuşur ama çok şey bırakır. Tıpkı bazı yaralar gibi, tıpkı bazı sessizlikler gibi…