·120 syf.····Okunma: 01 Ağustos 2025 10:26 Güç ve Meşrutiyet ile İnanç ve Otorite temalarının harman olduğu bir oyun. Arthur’un varlığı krallığı tehdit ederken, papanın bir kralı afaroz etmesiyle dini otoritenin siyasete müdahalesi vurgulanır.
Shakespeare bu oyunda, zayıf liderlerin yarattığı kaosun ardından, gerçek gücün ilkelerde ve sadakatte yattığını savunur. Asıl anlatılmak istenen bir kralın çöküşünden ziyade, bir milletin karakter sınavıdır.
Olumsuz yönlere genel olarak baktığımda karakterler arasındaki bağlantıları oyun sonuna kadar net bir şekilde anlayamadım. Son sayfada oyunda tarihsel kişiliklere yönelik notlar olsa da bunlar da kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramadı diyebilirim.
Olay örgüsünde de bazı yerlerde aceleye gelmişlik söz konusu. Kurgu olarak da diğer eserleriyle kıyaslayınca başarılı bulamadım. Yayınevinin redaktöründen kaynaklı olsa gerek, yazım yanlışları da süreci zaman zaman zorlaştırdı.
Sonuç olarak Shakespeare’nin tarihsel oyunlarının başlangıcı kabul edebileceğimiz bir eser. Sonunda 3.Henry’nin tahta geçmesi, zihin külliyatımda yer edinen Richard ve Henry kitaplarına göz kırpıyor.
İncelememin bundan sonrası kitaptaki perde ve sahnelerinden aldığım notlarla kalıcılığı sağlamaya yöneliktir.
1.PERDE
Fransa kralının elçisi Chatillon’un, Fransa kralı adına İngiltere sarayında İngiltere kralı John’a karşı, tahtta hakkı olmadığını, tahtın yeğeni Arthur’un hakkı olduğunu ifade etmesiyle kitabımız başlar.
Diğer bir sahnede de Robert ve Piç Philip kardeşlerin miras davası sonucunda Philip’in Aslan Yürekli Richard’ın soyundan olmasını öğrenmesiyle onurlu fakat mülksüz bir yaşamın ilk adımlarını attığı görülür. Annesi ortak olan bu kardeşlerden Robert ise Faulconbridge soyundan olarak zengin bir yaşam süreceğinin sinyallerini verir.
2.PERDE
İngiltere Kralı John ve Fransa Kralı Philip, Angers şehrinde karşılaşırlar. Fransa tahtın Arthur’un hakkı olduğunu kanıtlamak için savaşmaya kararlı bir şekilde gelir. Angers halkı tarafsız kalır ve savaşa katılmak istemez.
Küçük çarpışma sonrası taraflar sürpriz bir anlaşmaya varır. Kral John’un yeğeni İngiltere prensesi Blanche ile Kral Philip’in oğlu Lewis evlenir ve iki ülke arasında barış sağlanır. Bu barış elbette geçici olacaktır.
3.PERDE
Önceki perdede oluşturulan barış ortamı papanın elçisi Pandulph’un Fransa kralını etkisi altına alır ve bu barışı gerçekleştirirsen sen de İngiltere kralı John gibi afaroz edileceksin diyerek onu barış yapmaktan alıkoyar.
Barış bozulunca çıkan savaşta İngiltere galip olur. Avusturya dükü Piç Philip tarafından öldürülür ve Arthur esir alınır. Arthur’un yaşıyor olmasının İngiltere’yi içten içe çürüteceği ve Fransa’nın kozu olduğu bilindiği için o da katledilmek istenir ve peşine öldürmesi için Angiersli Hubert gönderilir. Aşağıdaki satırlarda annesi tarafından öldüğü düşünülür ve bu acı, derin ıstıraplarla yansıtılır.
Constance’in, oğlu Arthur’un ölümü sonrası çektiği ıstırap ile birlikte sarfettiği sözler, özellikle acı yakarışla ölüme meydan okuyuşu fazlasıyla etkileyici.
“Tuzu kuru olanların nefret ettiği, korktuğu ölüm,
Öpeyim senin iğrenç kemiklerini,
…
Haydi, sırıt bana, ben de gülümsediğini düşünüp
Öpeyim seni karın olarak.
Istırap çekenlerin sevgilisi, ah, gel bana!”
4.PERDE
Hubert Arthur’u bir odaya kapatarak onunla son kez konuşmak ister fakat Arthur’dan dökülen sözler Hubert’in merhametini uyandırır ve dışarıdaki cellatları da oyuna getirerek Kral John’a söz verdiği kiralık katillik görevini yapamaz fakat onu öldü gösterecektir.
Kurguyu istenilen seviyeye getirip Kral John’un kaybetmesine zemin hazırlamak için Arthur’un yaşamı için yalvarıp göz yaşları döküp kurtulmasına rağmen ortada hiçbir sebep yokken kendini surlardan aşağı atıp ölmesi aşırı mantıksız geldi. Bu yolla Kral John’un tahttaki iddiasına yanındaki soylular tarafından da karşı çıkılmış oldu. Keşke bunu başka yolla yapsaymış yazarımız. Büyük bir orduyla gelen Fransızlarla birlikte bir soylu prensin canını aldığını düşündüğü için kendi yanındaki soylular hatta halk da İngiltere’ye düşman olmuştur.
5.PERDE
Kral John’un papanın elçisi Pandulph’la barış yapmak zorunda kalmasıyla perdemiz başlar. Pandulph bu barış üzerine Fransa’ya savaşı durdurup geri çekilmelerini teklif etse de artık çok geç kalınmıştır. Fransız Prensi Lewis hazırlıklarını tamamlamış savaş için gün saymaktadır.
Soyluların ihanetiyle yalnız kalan John, yanındaki hain bir keşiş tarafından zehirlenir. Bu sırada Fransız Kont’u Melun ölüm döşeğinde, Kral John’dan yüz çeviren soyluların Fransız galibiyetinden sonra Lewis tarafından öldürüleceği bilgisini verince soylular tekrar Kral John’un safına geçerler. Vicdanen de daha iyi hissederler bu vesileyle.
Piç Philip (Faulconbridge) bu süreç boyunca Hubert ile birlikte krala hiçbir şekilde ihanet etmemiştir ve savaş için büyük bir ordu toplamıştır. Bu ordu da dalgaların altında kalmıştır.
Fransız ordusunun galip geleceği anlaşıldıktan sonra Kral John ölüme çok yaklaşmıştır. Soylu Salisbury’nin, Fransa’nın barış teklifini kabul ettiği haberini vermesinden sonra Kral John ölür ve tahta oğlu 3.Henry geçer. Piç Philip, artık ona bağlılığını sürdürecektir.