10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 321. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 00:00
"ANTİK DUVAK SMYRNA" “Biz edebî seyyahlar, şehirlerin duvağını açarken, o nazlı virdi çeke çeke yolculuğumuzu cümlelerle nikâhlarız. Bunu ilk duyanlar şehir/ilçe/köylerin meczupları olur! Sessiz tanıklar, her zaman en sadık okurlardır… Hayatı okumayı bilmeyenlerin çıkardığı depremlerin altında kalanların imzasını taşımaz mı en hakiki hikâyeler.” İnsanlığın yaptığı en büyük hata, güzelliği yalnızca görünende aramak… Halbuki gerçek güzellik, zamanın katmanlarında gizlidir. Bir şehrin asıl güzelliği ne caddelerinde, ne meydanlarında, ne de kartpostallara sığdırılmış gün batımlarında saklıdır. Asıl sır, insanın şehrin ruhuna ne kadar dokunduğunda ve o ruhun insana ne kadar sirayet ettiğindedir. Çünkü her şehir, içine doğan insanla birlikte nefes alır ve zamanla onunla birlikte ya yok olur ya da efsaneleşir. Bu bağlamda bir soruyla başlıyor içsel yolculuğumuz: Şehir mi insanı kendi rengine boyar, yoksa insan mı şehri? Bu sorunun cevabını belki de en iyi İzmir anlatır. İzmir, yalnızca Ege’nin incisi değil; yüzyıllardır nice medeniyetin, isyanın, tutkunun, özlemin ve direnişin şehri. Sadece sokaklarında değil, taşlarında bile tarih ve hürriyet kokusu var. Ama İzmir’i İzmir yapan, ne Kordon’un martıları ne de Konak Meydanı’ndaki saat kulesidir. Onu gerçek kılan; onunla birlikte ağlayan, onunla direnen, onunla var olan insanlardır. İzmir’i boyayan, ona anlam katan; sadakatle bağrına yaslanan o nefeslerdir. O nefesler ki bazen bir zeybek figürüdür meydanda dönen, bazen bir annenin evladını askere uğurlarken dua edişinde gizlidir. Bazen bir balıkçının denizle dertleşmesinde, bazen de Alsancak sokaklarında sessizce yürüyen bir yalnızlıkta yankılanır. Kitap, yazarın 8 yıllık emekle kaleme aldığı ve 17 ayrı metinden oluşan bu kitap, sadece bir gezi anlatısı değil; aynı zamanda İzmir’e yazılmış içten, şiirsel bir aşk mektubu. İzmir'e olan derin sevgisini, tarih, doğa ve mimarlıkla iç içe harmanlayarak aktarıyor bizlere. İzmir’in kadim sokaklarında, tarih ve duygu arasında yürürken, insan kendini hem bugünün hem binlerce yıl öncenin içinde buluyor. İzmir’in merkezinden başlayarak Foça’dan Birgi’ye, Urla’dan Çeşme’ye uzanan geniş bir coğrafyada dolaşıyor. Fakat bu dolaşma, yalnızca bir seyahat değil; aynı zamanda bir yüzleşme, bir sorgulama, bir hafıza tazeleme. Antik dönemden Osmanlı’ya, Cumhuriyet döneminden günümüze kadar uzanan çok katmanlı bir anlatı bizi karşılıyor. Yazar, sadece mekânları değil, o mekânlarda yaşanmış hayatları, duyulan şarkıları, anlatılan hikâyeleri de kelimelere taşıyor. Ve bunu yaparken ne akademik soğukluğa ne de yüzeysel romantizme düşmeden, dengeli ve şiirsel bir üslupla aktarıyor. Şehirler, dış görünüşleriyle değil; hafızalarıyla, hikâyeleriyle yaşar. Ve İzmir’in her sokağında bir hikâye vardır: Yan yana dizilmiş evlerin altında bastırılmış bir aşk, bir duvar dibinde unutulmuş bir çocukluk, bir vapurun güvertesinde dalgalara karışmış bir vedadır belki. İzmir’in görünmeyen yüzü, onun asıl rengine ışık tutar. Ve işte o zaman fark ederiz: Şehir ne tek başına insanı, ne de insan tek başına şehri boyar. Asıl renk, ikisinin arasındaki o görünmeyen bağda gizlidir. Eser, sadece bir gezi-eseri değil; şehrin hafızasını, insan hikâyelerini, kültürel izleri ve estetik detayı bir arada sunan edebî bir şehir atlasıdır. Her şehir bir öyküdür, ama bazı şehirler roman gibi derindir. Ve bazı yazarlar, o romanı sizin için soluk soluğa okunacak bir masala dönüştürür. Mehtap Altan, “Antik Duvak Smyrna” ile İzmir’i bize yeniden sevdirdi, yeniden anlattı, yeniden yaşattı. Okuyun. Çünkü bazı şehirler okunmadan anlaşılamaz. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Antik Duvak SmyrnaMehtap Altan · Az Kitap Yayınları · 202322 okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.