10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 102. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2024 14:44
"KUYU" "Yılların gönüllerinde biriktirdiği hasretle, özlemle birbirlerine sarıldılar. İki yaralı yürek, iki hüzünlü gönül birbirine kavuşuyordu. Vuslat ne demek, kavuşmak ne demek herkese gösteriyorlardı. Evet: Yusuf sabretti Mısır'a sultan oldu; Yakup sabretti Yusuf'u sultan buldu." Her kitap bir yolculuktur derler. Ama bazı kitaplar vardır ki sadece bir yolculuğa çıkarmaz, bizi alır bir kuyuya indirir, oradan zindana, zindandan saraya taşır. Bazı hikâyeler vardır ki sadece okunmaz, hissedilir. Kalpten kalbe, asırlardan bugüne ulaşır. Hz. Yusuf’un hikâyesi de onlardan biri. Nice kez dizilerde, filmlerde izlediğimiz bu eşsiz kıssa, "Kuyu" kitabıyla birlikte sayfaların arasına işliyor ve ruhumuza dokunuyor. Her şey bir rüya ile başlıyor. Henüz çocuk yaşta olan Yusuf’un mis kokulu, masum yüzünden yankılanan o derin mana… Gördüğü rüya ruhunu sarsar âdeta. Güneşin, ayın ve on bir yıldızın ona secde ettiğini gören bu güzel çocuk, rüyasını hemen babası Yakup’a anlatır. Yakup, rüyanın büyüklüğünü ve taşıdığı sırrı hisseder, Yusuf’a kardeşlerinden bunu gizlemesini tembih eder. Artık ne Yusuf eski Yusuf’tur ne Yakup eski Yakup... Bir başka rüya da Züleyha’yı sarar. O da Yusuf gibi güzeller güzeli bir gençtir. Gördüğü rüyayı dadısına anlatır, sabretmesi söylenir. Rüyasındaki ışığın Potifar’da olduğunu sanır, evlenir. Ancak zamanla anlar ki aradığı ruh başka bir bedendedir... Yusuf’ta. Kitap, yalnızca olayların değil, duyguların da derinliklerine iniyor. Yusuf’un annesi Rahel doğumda vefat eder. Babası Yakup’un kalbindeki sevgi daha çok Yusuf ve Bünyamin’e yönelir. İşte bu sevgi kardeşlerinin yüreğini yakar. Kıskançlık, Yusuf’a kurulan hain planların kıvılcımı olur. Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya atılır. Ardından kanlı gömleği alıp babalarına giderler. Gömleği gören Yakup’un gözleri yaşla dolar. O an sabır en büyük sınav olur Yakup için. Yusuf, kuyuya atılır ama orada bile kader tecelli etmektedir. Kervan onu bulur, Mısır’a götürülür, Potifar tarafından satın alınır. Yakup’un Yusuf’a olan sevgisi kardeşlerin kalbinde kıskançlık ateşini yakar. Planlar kurulur, ihanet başlar. Ve o meşhur sahne: Yusuf’un kuyuya atılışı… Kanlı gömlek, yalanlarla dolu sözler, Yakup’un gözlerinden süzülen yaşlar… “Sabır” bu kıssanın en güçlü kelimesine dönüşür. Ve Yusuf’un kaderi değişir… Kuyu, bir kölelik başlangıcı gibi görünse de aslında bir yükselişin ilk basamağıdır. Yusuf’un hayatı; iffetle, hikmetle ve tevekkülle örülür. Zindanlara düşer ama oradan da yükselir. Rüya yorumlarıyla kurtulur, güvenilirliğiyle Mısır’a sultan olur. “Kuyu” kitabı, bu kadim hikâyeye bambaşka bir pencereden bakıyor; bizi bildiğimiz bir öykünün bilinmeyen duygu katmanlarıyla buluşturuyor. Hz. Yusuf’un doğumundan itibaren yaşadığı zorlukları ve mucizevi yükselişini detaylı bir şekilde ele alıyor: Kardeşlerinin kıskançlığı, kuyuya atılması, kervanla Mısır’a götürülüşü, Züleyha ile olan imtihanı, zindan günleri, rüya yorumuyla gelen özgürlük ve nihayetinde Mısır’ın sultanı oluşu... Ancak bu eseri farklı ve özel kılan yalnızca olay örgüsü değil; anlatım biçimi. Kuyu, ip, gömlek, bıçak, zindan... Bu cansız varlıkların dile gelip konuştuğu bölümler kitabın en etkileyici kısımlarından biri. O anların tanığı olan bu nesneler, okuyucuya sanki olayların içine çekiliyormuş hissi veriyor. Yusuf’un gömleği sadece bir giysi değil; ayrılığın, özlemin ve sonunda vuslatın sembolü haline geliyor. Kuyu artık sadece bir çukur değil, sabrın ve imtihanın temsilcisi. Ve ip... Belki de kurtuluşun ilk adımı. Her satırı yürek burkan, ama bir o kadar da umut dolu bu kitap; bize sabrın, teslimiyetin ve nasibin kudretini öğretiyor. Kur’an’da “Ahsenü’l-kasas” (en güzel kıssa) olarak geçen bu hikâyeyi, bu kez sadece izleyerek değil, okuyarak ve hissederek öğreniyoruz. Her bir bölüm, hayata dair derin dersler fısıldıyor. Belki de bu yüzden Hz. Yusuf’un hikâyesi insanın kalbine bu kadar işliyor. Çünkü orada hepimize ait parçalar var: Kıskanılan yanımız, terk edilen halimiz, suçsuz yere yargılandığımız zamanlar, sabrımız, dualarımız ve nihayetinde kavuşmalarımız... Kitabı okurken sık sık durup düşündüm: "Nasip" ne büyük bir kudret... Yusuf’un kardeşleri onu öldürmeyi planlamış, sonra "tövbe ederiz" demişlerdi. Ama tövbe etmek bile nasip olmamıştı. O günden sonra kendime hep şunu söyledim: "Tövbe etmek de nasip işiymiş..." “Kuyu”, sadece bir peygamberin hayatını anlatan bir kitap değil. Aynı zamanda okuruna ayna tutan, onun iç dünyasında yankı bulan bir eser. Duyguların, sembollerin ve ibretlerin şiirsel bir dille harmanlandığı bu kitap; okuyan herkesin yüreğinde bir iz bırakıyor. Ve belki de en güzeli şu: Bu hikâyeyi her okuyuşumuzda kendimizden bir şey daha buluyor, bir adım daha derinleşiyoruz. Eğer Hz. Yusuf’un hayatını farklı bir bakışla, şiirsel bir anlatımla okumak isterseniz, bu kitap sizin için bir hazine olacak. Çünkü “Kuyu”, yalnızca Yusuf’un değil; bizim de içimizdeki sabrın, inancın ve umudun hikâyesi. Kitapla Kalın.
Edebiyat
KuyuYusuf Yıldız · Nesil Yayınları · 202390 okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.