Bilenler bilir, İskandinav mitolojisinde alışageldiğimiz vikinglerin yiğitçe öldükten sonra kutsal mekanları olan Valhalla'ya erişebilme arzusu vikinglerin ne kadar cesur ve korkusuz olduğunu gösteren bir betimleme gibidir aslında. Valhalla kitabı da bu açıdan korkusuzluğun oldukça vurgulandığı bir hikaye. Ana karakterimiz Ragnar'ın bu uğurda son savaşına çıkması ve yanında onunla birlikte savaşabilecek arkadaşlarını toplamasıyla küçük bir maceraya çıkarıyor sizi.
Hikayenin temel bir konu üzerinde durarak anlatılması ve kısalığı, karakterlerle fazla empati yapmanıza izin verilmemesi yönüyle destanları andırıyor diyebilirim. Betimlemeler sade ve anlaşılabilir bir yapıya sahipti. Zihnimde canlandırmakta bir sorun yaşamadım.
Anlatım şekli biraz garipti. Aşina olduğumuz geçmiş zaman kalıbı kullanılırken birkaç cümle sonra geniş zaman kalıbıyla anlatılmaya devam edilmiş. Bazı yerlerde karşılaştığım bir durumdu. Bu da arada bir hikayeye odaklanmamı zorlaştırdı.
Bu hikayede hoş bulmadığım tek şey Ragnar'ın katletme konusunda aşırı bir sapkınlık içinde olmasıydı. Valhalla'ya girebilmesi için Odin'in gözüne girmesi gerekiyor ama bu uğurda çok fazla yanlış yaparak kendi yoluna taş koymuş oluyordu. Her ne kadar düşman da olsa bir çocuğa asla ama asla dokunulmamalı... Vikingleri mitolojide ne kadar barbar olarak görsek de böyle bir hikayeye bunun yansıtılmasını doğru bulmadım.
Valhalla, çeşitli mitolojik varlıkları barındıran, vikinglerin asla geri adım atmadıklarını vurgulayan, arkadaşlığın ve maceranın birleştirdiği küçük bir hikaye gibiydi benim için.