Puan vermedi·88 syf.····Okunma: 01 Ağustos 2025 22:43 Şerafettin Turan - Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, Kitaplar
Bir tarih öğretmeni adayı olarak kitabın yayınevi ve yazarın akademik geçmişi benim için önemli. Kitap, Türk Tarih Kurumu Yayınlarından, 66 sayfa ve sayfa altı dipnot yöntemi kullanılmış. Ayrıca kitap sonunda indeks de bulunmaktadır. Şimdi öncelikle biraz yazarımızdan bahsetmek istiyorum.
Bir ilkokul öğretmeninin beş çocuğundan biri olarak 1925 yılında Van'ın Erciş ilçesinde doğmuştur. İlkokulu Bitlis'te, ortaokulu Muş'ta okumuştur. Parasız yatılı sınavını kazanınca Erzurum Lisesi'nde öğrenime devam etmiştir. 1946'da Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih-Coğrafya Bölümünden, 1951'de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünden mezun olmuştur. Genel Türk Tarihi Kürsüsünde doktora yapmanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanmıştır, şöyle ki Milli Mücadeleyi de yazmıştır, Kanuni Dönemi Taht Kavgalarını da… 1959 yılı sonunda İtalyan Hükümeti'nin verdiği bir bursla Roma ve Venedik'te on ay süre ile araştırmalarda bulunmuştur.
Emekli olana kadar kırk yıl mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışan Prof. Dr. Şerafettin Turan Türk Tarihinin her alanındaki çalışmalarıyla bilim âlemine ışık tutmuştur. Prof. Dr. Şerafettin Turan kişiliği, kültürü, insan ilişkileri ve tarihi bilgi birikimiyle örnek bir hoca, örnek bir bilim adamıdır. Mesleğine olan sevgisini "Bütün sorunlarına rağmen dünyaya yeniden gelsem öğretmen olurdum" diyerek ifade etmektedir. Her zaman öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına bilgisiyle, fikirleriyle daima yardımcı olup, katkıda bulunmuştur.
Kaynak: Hamiyet Sezer’in Prof. Dr. Şerafettin Turan'ın Yaşamı ve Yapıtları Makalesi
Şimdi de gelelim kitabımıza… Aslında kitabın adı uzun ve içeriğini de kapsıyor. Kitapta Mustafa Kemal’in öğretmenleri (Fransızca öğretmeni Yzb. Nakiyüddin Yücekök & Tarih öğretmeni Topçu Kolağası Mehmet Tevfik Bilge), sınıf arkadaşları (Ali Fuat Cebesoy & Asım Gündüz), yerli ve yabancı okuduğu ve etkilendiği yazar ve düşünürlerden (Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, J. J. Rousseau, Montesquieu…) bahsediyor.
“4289” sayısı neyi ifade ediyor?
Atatürk’ün özel kitaplığındaki kitaplarının sayısı… Tabi bu kadar da değil. Onun araştırmak istediği konulara özel kitapları İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden getirdiklerini de görüyoruz. Bu kitaplardan bazıları Tarih II ders kitabının hazırlanmasında (kendisi yazıyor) kullanıyor, önemli gördüklerini Milli Eğitim Bakanlığı Yayını olarak bastırıyor…
Atatürk’ün dünyayı ileri düzey Fransızcası sayesinde Fransız yayınlarından takip ettiğini görüyoruz.
Şehbender-zade Filibeli Ahmed Hilmi’den Allah’ı İnkar Mümkün Mü? & İslam Tarihi eserlerini okuyor, yine Leone Caetani’nin İslam Tarihi’de okuyup etkilendiği eserler arasında…
Atatürk ve Sümerler
Sümercenin Türkçe ile yakınlığı…
“Yeryüzünde konuşulan tüm dilleri tek bir kökene bağlayan kuramsal yaklaşımların eski hız ve önemlerini yitirdiği günümüzde, Sümercenin Türkçe ile yakından bağlantılı olduğunun artık kabul edilmiş bulunması…” (sf. 63)
Atatürk’ün arkeolojiye ilgisinin altında yatan sebep ne?
Türklerin başından beri uygar bir millet olduğunu kabul ettirmek, Yazı demek Medeniyet demek… Bu sebeple yazıyı bulan Sümerlerin Türklüğünü ispata çalışmak & Anadolu’nun başından beri Türk olduğuna yönelik çalışmalar… Öyle ki imparatorluktan geriye bir avuç Anadolu kalmış ve ona sıkı sıkı sarılmak gerek, dünyaya Türklerin sarı ırktan gelmediğini göstermek gerek…
Bu konu üzerinde meraklı olanlara II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Almanya’dan Türkiye sığınan mülteci arkeolog ve bilim adamları konusunda okuma yapmalarını tavsiye edebilirim. Aşağıya bu bilim adamlarından birini örnek bırakıyorum…
“Atatürk’le tanışma fırsatı bulan Kurt Bittel, onun arkeolojiye ilgisini anlatan iki makale yazmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra Belleten dergisinde yayımlanan yazısında Atatürk’ün, bir milletin sürekli var olabilmesi için kendi geçmişine, geleneğine atalarına ve yaşadığı toprakların en eski tarihine dair bilinçli olması gerektiği görüşünün üzerinde durmuştur. Bu nedenle halkının en eski tarihinin, kültürünün ve yaşadığı toprakların en eski tarihinin araştırılmasını kendine görev edinmiştir. Atatürk’ü bu araştırmaları sadece teşvik etmekle kalmamış, arkeoloji çalışmalarına bizzat katılmıştır. Kurt Bittel, Atatürk’e dair kaleme aldığı ikinci yazısında 1937’deki İkinci Türk Tarih Kongresi’nde Atatürk’ün tüm sunumları dikkatle dinlediğini ve kendi sunumuna ilgi gösterdiğini belirtmiştir. Bittel, Atatürk’ün arkeolojiye olan ilgisinin Türk halkında tarih bilinci oluşturma ve bu tarihin başlangıcının Anadolu’da olduğunu açıklama isteğinden kaynaklandığını düşünmektedir. Atatürk, bu isteğini ispat amacıyla arkeolojik kazılar yaptırmış hatta Gavurkale kazında olduğu gibi bazı kazılara bizzat giderek inceleme yapmıştır”
Kaynak: Demirel, Ömer Faruk, Alman Arkeologlar ve Atatürk, atam.gov.tr, 2024. s. 2049-2067.
Ve son olarak tabi ki her Türk gencinin kitaplığında olmalı ve okunmalı…