Puan vermedi·605 syf.····Okunma: 03 Ağustos 2025 00:00 Bazen bir günde, iki günde, üç günde bittiğini eklediğim hatimler oluyor... Bunları maalesef yalnız okumuyorum. Maalesef diyorum çünkü genelde bu, bir acıdan sonra oluyor. Çok azını ben okuyorum belki ama yine de ekliyorum. Herhalde şu yazdıklarımı yazmak içindir. Başka türlü ben duvarlara bakıyorum, duvarlar öyle duruyor. En azından acıda ortak olduğumu biliyorum bu şekilde. Çünkü Erkut vefat ettiğinde elin memleketinde bin beterini yaşamıştım tek başıma. Hoş. Bazen bunun bile bencillik olduğunu düşünüyorum kendi kendime. İnsan acıda ortak aramalı mıdır? Neyse.
Teyzem için okuduk bu hatmi. Ölülere okumak diye bir şey yok diyenlerin aksine, ben bunun mükemmel bir şey olduğunu hissediyorum. Kalp krizi geçirdiğini duyduğum zaman fetih suresi okumaya başladım ikinci sayfada kaldım. Annem diyor ki çok güzel bir ölüm yaptı. Çünkü yanındaydı. Düşünüyorum. O an öyle kırıldım ki ama ben okumaya başlamıştım yardım etmeye çalışıyordum. Niye böyle oldu dedim. Şimdi düşünüyorum, burası dünya. Kabul etsem de etmesem de kötü olan burası. Yani kimse daha kötü bir yere gitmiyor. Hem cennet de burada cehennem de. İnsan gerçekten de nasıl yaşıyorsa öyle ölüyormuş. Bir daha idrak ettim. Çünkü en düşünemeyeceğim insan varlığındaki kadar sessizce gitti... Aklıma annemin onunla ilgili söylediği şeyler geliyor, daha önce. Gerçekten hiç olumsuz kötü bir şey yok. Teyzeme insanlar genelde kendi canına acımadığı için kızardı. Öyle bir şey. Herkes ölümden ibret almak zorunda. Kendi imtihanımızı yaşamak zorundayız bu acıyı yaşarken. Dedemden ben bir şey öğrendim. Teyzemden başka bir şey. Galiba ölüm gerçekten de dirileri diri tutmak için. Benim ölümüm de bir başkasını diriltecek yani belki kendisine getirecek. Demek istediğim açık açık yazmama gerek yoksa da bazı şeyleri dedem vefat ettiği gün cenazede 2 kişinin birbirine sarılarak ağladığını gördüm, belki dedem vefat etmese birbirinin yüzüne bile bakmayacak iki kişinin. Bugün o2 kişinin birlikte daha kaynaşmış fotoğraflarını da gördüm. Dedem bir barışa vesile oldu. Allah ondan razı olsun, ölümü bile nimet oldu...
Teyzemin cenazesinde dayımda olduğu gibi analiz yapamadım. Çünkü gerçekten canım çok yandı. Ama bugün, bir kuzenim bana dedi ki, ben sana bakarak ağladım seni görünce ağladım. Halbuki ben hep zannederdim ki annemden dolayı akrabalarımı öyle candan hissetmiyorum. Biraz üzülüyordum. Daha doğrusu annem bunu hissediyorsa diye kafaya takıyordum. Cenazesine gelmeyen birisi vardı. Gelemeyen. Hani insanlar kavga esnasında der ya, onu benim mezarıma bile yaklaştırmayın diye öyle işte. Şimdi onu düşünüyorum. Teyzem bir başka teyzemle küs gitti. O teyzemi görmüş kuzenim. Diyor ki onu ben de sevmiyorum ama gerçekten o kadar üzgün o kadar perişandı ki pişmanlığına inandım. Akşamdan beri onu düşünüyorum. Acıya tek başına katlanmak çok kötü. Artık hak hukuk Allaha havale. Ama kardeş acısını tek başına yaşamak çok acıdır. Kısacası teyzemden de öğrendiğim gerçekten mezarıma dahi gelmesin sözü yaşanabiliyormuş. Ben çok hatırlamıyorum fark etmedim bir şeyleri ama cenazeye de yansımış bu bozukluk. Yani o kadar acı ki. İnsan üzülmekle şaşırmak arasında sıkışıp kalıyor. Ölümün öğrettiği şeyleri analiz etmeden direkt geçersek biz kaybederiz. Çünkü aslolan bu. Kalanların ibret alması. Kendimizi çok önemsiyoruz ama bir saniyelik işimiz. Nefesi belki alıp veremeyeceğiz, belki de verdiğimizi tekrar çekemeyeceğiz. Bitti gitti. Aklıma gelenleri bırak dilime getirmeyi zihnimden dahi kovuyorum. Ama zor. Tek bildiğim bu. İnsanız, biliyorum çocukları bir şekilde devam edecek ama yine de çok zor. Teyzemden öğrendiğim, bir ölümün arkasından vicdanında bir yük kalıyorsa asıl ölü sen oluyorsun. Rabbim kimsenin ölümünün ardından vicdanımızda yük bırakmasın. Gerisi bir şekilde hallolur. Otuzu gördüm kırkı göreceğim belli değil. Ben pek öyle seksenlik nine olabilecek biri gibi durmuyorum. Allah'tan dileğim temiz bir ölümdür. Nasılsa ecel birdir değişmeyecek, yarın olsa korkmayacak, eyvah bir gün daha yaşasaydım demeyecek olayım bana yeter. Bir de. İnşallah benim ölümümdeki ibret de faydalı olur. Çünkü ben aslında korkuyorum. Yani öyle ölüm gelsin bugün gelsin diyenlerden olamıyorum. Hem oluyorum hem olmuyorum. Aslında vallahi dünyada gram o kadar gözüm yok ama bazı şeylerin affedildiğini bilsem daha rahat edeceğim. Bazen bazı insanlara bakarak diyorum ki Seren sen bunlardan kötü değilsin. Ama yine de ikna olmuyorum. Hem kıyas edilecek de sadece kötüler değil... Dünyada müslümanlığı ilk günkü tazelikte yaşayan insanlar varken ümidim kırılıyor. Karnına taş bağlıyor bir yanda insanlar, kimimiz de neredeyse midemize kelepçe taktıracağız. Nasıl kırılmasın? Bizim yüzümüzden çünkü. Açlıktan ölmek diye bir şey varsa dünyada bizim yüzümüzden. Birileri, bazılarımızın görevini eksik yapması yüzünden. Belki de görev tanımımızı dahi bilmeyen müslümanlar olmamız yüzünden. Zaten dünyanın imtihanı tam burada. Ölümden korkmuyorum ben, kafamda affedilmediğimi düşündüğüm şeylerden korkuyorum. Yoksa bugün eyvallah edebileceğim kadar uzağım Allah'a şükür. Rabbim beni kendisine en yakın bulduğu anda alsın, o zaman belki ümidim olur. Amin.