Almanca dilinde bir kelime vardır: "weltschmerz"... Anlamı "dünya yorgunluğudur". Hani dünyanın bir yerinde soykırım olur ya da bazı ülkelerde adaletsizlikler arşa çıkar da sen kendi başına bu olaylara müdahale edemeyeceğini fark edersin ya, işte o zaman bu hisse kapılırsın. Tüm dünyanın acıları karşısında kendini ufacık ve etkisiz hissedersin, geriye üzülmek ya da hiçbir şeyi umursamamaktan başka bir şey kalmaz. Elinden bir şey gelmez, gelse bile tüm acıların son bulmayacağının, dünyanın hep böyle olduğunun farkındasındır. Hani Fyodor Dostoyevski der ya, dünya hassas kalpler için bir cehennemdir diye, ne kadar haklı olduğunu düşünürsün. İşte bu romanın ana karakteri de weltschmerz denen olguyu iliklerine kadar hisseden bir karakter...
Keyifsiz ve mutsuz okumalar dilerim...