·191 syf.····Okunma: 05 Temmuz 2025 22:25 Bazı kitaplar vardır, ilk sayfasını açtığınızda sanki biri iç sesinizi kelimelere dökmüş gibi gelir. Yürümenin Felsefesi tam da öyle bir kitap benim için. Sadece yürümeyi anlatmıyor; kendini dinlemeyi, dünyayla ilişkilenmeyi, susmayı ve gerçekten var olmayı fısıldıyor satır aralarında.
Ben yürümeyi hep bir kaçış gibi gördüm. Gürültüden, zihnimdeki düğümlenmiş düşüncelerden, hatta bazen kendimden bile. Ama bu kitap bana yürüyüşün bir kaçış değil, tam tersine bir varoluş şekli olduğunu gösterdi. Ve sanırım bunu hep biliyordum ama birinin bunu kelimelere dökmesi gerekiyordu — işte Gros bunu yaptı.
Kitapta Nietzsche’nin, Rousseau’nun, Thoreau’nun yürüyüşle kurduğu bağlara yer veriliyor. Her biri, yürümeyi sadece fiziksel bir aktivite olarak değil, bir düşünme biçimi olarak yaşamış. Bu benim için çok tanıdık geldi. Çünkü ben de bazen sabahın erken saatlerinde kimse uyanmadan yürüyüşe çıktığımda, zihnimde bir şeyler çözülüyor. Zamanla aram bozuluyor, gelecek ve geçmiş sönümleniyor. Bedenim yolda ama ruhum nihayet sakin.
Gros, yürürken insanın ‘kendisi olmaktan çıktığını’ söylüyor. Evet… Yürürken sadece beden değil, kimlik de akmaya başlıyor. Ne “kadın”, ne “öğrenci”, ne “çocuk”, ne “yetişkin” oluyorsun… Sadece bir adım, sonra bir adım daha. Belki de hayatın en sade hali bu.
Yürümek bir düşünce üretme biçimi değil, bir boşalma, sadeleşme, unutma hali. Kitap boyunca en çok buna tutuldum sanırım. Çünkü ben de yürürken hiçbir şey düşünmemeye çalışırım. Düşünceler gelip geçer ama onlara tutunmam. Sanki adımlarım onlara dokunmadan yanından geçip gider. Bu yüzdendir ki bir yürüyüş sonrası sadece bedenim değil, zihnim de dinlenmiş hisseder.
Gros’nun dili sade ama bir o kadar da derin. Yürümeyi romantize etmeden ama ona hak ettiği saygıyı da esirgemeden anlatıyor. Tıpkı benim gibi: Ne onu yüceltmek için yürüyorum, ne de sıradan bir fiziksel aktivite olsun diye. Yürüyorum çünkü başka çarem yok bazen. Çünkü bazen içim o kadar doluyor ki, hareket etmeden taşıyamıyorum.
Ve belki de bu kitap tam da bu yüzden benim kitabım. Çünkü bana, “Sadece yürümen yetiyor” diyor. O an hiçbir şeye sahip olmasam da, sadece ayakta olup adım atıyor olmamın yeterli olduğunu hatırlatıyor.
Keyifli okumalar.