·160 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2025 11:15 "Kullanılıp atılmış, sümüklü kağıt mendiller kadar bile değerleri yoktu işçilerin!"
Japonya'nın Hakodate Limanı'ndan SSCB'nin Kamçatka sularına açılan Yengeç Konserve Gemileri çürümeye tüz tutmuş döküntü gemiler olup bunlar fabrika-gemi olarak anılmaktadır. Bu gemilerdeki işçilerin insanlık dışı çalışma şartlarını aktaran Kobayaşi Takici gercek olaylara dayanarak yazmış kitabını.
Acımasız kapitalist düzene hizmet eden şef ve ustabaşı bir diğer bakmakta olan geminin yardım işaretini gözden gelecek kadar gaddar olup 400 civarı mürettebatın ölümüne göz yumar. Altında çalışan işçiler soğuktan, açlıktan, yorgunluktan, fazla mesai saatinden, kirlerden muzdariptir. Mola saatinde dinlenmeye bile fırsat bulamadan bir sonraki günün mesaisi başlar, işçilerin yıkanma hakkı başlarda 2,3 günde birken sonraları ayda bir kereye kadar çıkar. Bitlerden, pislikten, temizlenememekten vücutları yara bere içinde kalır. Vitaminsizlilten beriberi hastalığı başgösterir, merdiven çıkarken yere kapaklanacak kadar bitkindir işçiler. Şef ise tüm bu çalışma temposunu milli mesele olarak savunur fakat aslında tek kazanan kodaman şirket hissedarlarıdır, kapitalis sistemdir.
Rus topraklarına çıkan bir grup balıkçı orada Ruslardan aldıkları bilgiler ile uyanışı başlatır. İşçiler artık bu kötü gidişe son vermek istemektedir, işleri sabote etmeye başlarlar fakat şef bu kişileri kızgın demirle damgalamak ile tehdit eder. Yeri geldiğinde aşağılar, işkence eder, keyfine cezalar verir. Kızıl propaganda eğer işe yararsa belki bir kurtuluş yolu vardır; işçilere, balıkçılara, miçolara ve ateşçilere... Tek yol birleşip beraber hareket ederek düzene baş kaldırmaktır. Fakat bakalım bu başkaldırı başarılı olabilecek midir?
Proletarya Edebiyatı olarak geçen bu türün Japonya'daki en önemli temsil kitaplarından biri Yengeç Konserveleme Gemisi kitabı olduğunu sunuş bölümünde belirtiyor çevirmen. Çok güzel bir analiz ile bizlere kitabın önemini anlatıyor. Kobayaşı Takici'nin Japon polisi tarafından 29 yaşında işkence ile öldürülmesi de kitaba ayrı bir değer katıyor bence. Yazarın diğer kitapları da umarım dilimize çevrilir.