Gönderi

8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 00:00
Her zaman söylerim, tüm dünya Genç Werther’in Acıları’nı okuyup ağlıyor ve kitap bir dram klasiği olarak tüm dünyada biliniyor, çünkü Türk Edebiyatı dünyada okunmuyor. Arabeskin kralını Türkler yapar, Kuyucaklı Yusuf da bunun kanıtlarından biri. Bileklerini kesmek isteyen Türkçe öğrensin. Sabahattin Ali bu kitabın sonunu değiştirmiş olmalı, öyle hissediyorum. Çünkü kitap bittiğinde Sabahattin Ali’ye bu kitabı çok daha acıklı bir şekilde bitirebileceği ve bitirmediği için içimden teşekkür etme ihtiyacı duydum. Bizi buhranlara sokabilecekken bizlere acımış ve kitabın sonunu yumuşatmış olmalı, bundan çok daha acıklı sonlar mümkündü. Kitabın ana karakteri adından da belli olduğu üzere Kuyucaklı Yusuf. Yusuf, annesi ve babasını öldüren bir eşkıya baskınında baş parmağını kaybeden bir çocuk olarak Kaymakam Selahattin Bey tarafından evlat edinilir. Evlat edinildiği ailede Kaymakam’ın eşi Şahende Hanım ve kızları Muazzez ile yaşarlar. Şahende para ve gösteriş düşkünü, yüzeysel bir kadın. Selahattin Bey ise dünyevi işlere pek kıymet vermeyen, hele zamanla iyice tüm olaylardan kendini soyutlayan, duygusal bir adam. Kızları Muazzez ise henüz 14-15 yaşlarında. Yusuf köyden gelme, yiğit, dürüst bir delikanlı olsa da bir işten anlamayan, hayatı boyunca hiç çalışmamış bir karakter. “Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, ‘Saadet nedir?’ demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: ‘Arzı Mev’uda gitmektir,’ İsa: ‘Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır,’ Buda: ‘Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır,’ yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed’e gelince: ‘Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir…’ demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli ne de ondan bir şey eksiltmeli… Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!’ deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez.” “Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun. İçkiye de şimdilik pek heves etme. Bazen insan avunmak için başka çare bulamıyor ama sen nefsine hâkim ol. Biraz daha yaşlandıktan sonra nasıl olsa başlarsın. Hatta o zaman lazımdır da. Akşamdan akşama iki kadehin zararı yoktur. İnsana dünyayı unutturur. Eh, bu dünya da unutulacak dünya zaten…” Hikâyenin ana tarafı Selahattin Bey çalıştığı yerden yeni bir kasabaya tayin olduğunda köylü kurnazı yerel halkın kaymakamı ele geçirmeye çalışmalarıyla, kaymakamı içki masasına oturtup kumar borcuna sokmaları ile başlıyor. Köyün zenginlerinden Hilmi Bey’in oğlu Şakir ile Yusuf’un kavga etmesinin sonucunda Şakir’in Muazzez’e göz koyması ile hikâye tepe noktasına tırmanıyor. Şakir’in halk gözünde itibarı beş paralık olsa da, arkasından neler neler konuşulsa da – ki sonradan Selahattin Beylerin evlerine sığınan Kübra’ya tecavüz ettiği de ortaya çıkar – Şahinde için önemli olan şey Şakir’in gücü ve parasıdır. Borçlu kaymakam Şakir’in Muazzez’i istemesine karşı koyacak halde değildir; hem annesi bu evlilikten razıdır hem de Kaymakamın bu insanlara karşı ödeyemeyeceği bir borcu vardır. “Ne edelim Yusuf Ağa, Hilmi Beylerin ne olduğunu sen ben biliriz ama bunlara öğretemeyiz. Parası olanın ırzı da tamam, namusu da.” Neredeyse beraber büyüyen Muazzez’in aşkını Yusuf’a açmasının ardından Yusuf Muazzez’i ve babasını bu dertten kurtarmak adına Ali adlı bir arkadaşından borç alır, ancak bu parayı da karşılığında Muazzez ile evlenmelerine müsaade ederek alır. Yusuf babasının borcunu kapatır, ama Muazzez Yusuf’u sevdiği için Ali ile evlenmek istemez. Yusuf Muazzez’i vermek istemese de söz verdiği için, Ali’nin parasını aldığı için karşı koyamaz. Ali’nin Muazzez ile evleneceği kasabada duyulunca iyice yoldan çıkan Şakir, Ali’yi bir düğünde vurur ve öldürür. Ama hapishaneye girmek için çok zengin ve nüfuzlu olduğu için, satın alınan birçok görgü tanığının ifadeleri sonunda serbest bırakılır. Annesi Şahende’nin Muazzez’i komşu gezmelerine götürüp gelmelerinin altında aslında devamlı olarak Hilmi Beylere yapılan ziyaretler olduğunu öğrenen Yusuf başka bir çare kalmadığını düşünerek Muazzez’i kaçırır ve uzak bir köyde evlenirler. Babaları Selahattin’in kendilerini bulup evliliklerine onay vermesinin neticesinde ise eve geri dönerler. Hatta Selahattin Bey Yusuf’a Kaymakamlıkta bir iş de ayarlar ve Yusuf’un düzenli hayatı böylece başlar. “Bizim küçük Anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. En kuvvetliler bile 1-2 sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk çıkanla evleniverirler. Tabi bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade, erkek için evde bir kadın bulunması; kız için de münasipçe bir kısmet varken kaçırılmaması düşünülmüştür. Bu izdivaç mikrobu evlendikten sonra faaliyetine başlar: evvelce bir takım emelleri olan, yükselmek, kendini göstermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakayıtlık gelir. Evde meram anlatmaya asla imkanı olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dünyayı görüşü ve ihtiyatları büsbütün ayrı bir mahlukla daimi bir beraberlik insanı dış hayatta da bedbin yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür.” “Gördün ya, kimsenin bir iş yaptığı yok. Mesele o odanın içinde beş on saat oturuvermekte… Lüzumsuz gibi görünür ama dünya da bunsuz dönmüyor. Bir bakarsın, hükümetteki işlerin hepsini eli kalem tutan iki kişi bile çevirir dersin. Lakin o kalabalık olmasa alem birbirine girer. Mesele memurların yaptığı işte değil, onların mevcut olmasında.” Ancak bu düzenli hayat Kaymakam Bey ölünce tepetaklak olur. Hiçbir dünyevi hırsı olmadığı için bir para bile biriktirmemiş olan Selahattin Bey ailesine de dişe dokunur hiçbir şey bırakamaz. Aileyi geçindirme sorumluluğu da tek bir memur maaşıyla yaşayan Yusuf’a kalır. Gün ve gün Kaymakam’ın evindeki şatafat biter, yemekler sıradanlaşır. Selahattin Bey ölünce yerine gelen Kaymakam ise Yusuf’u odadaki işinden alıp köyleri dolaşacağı, gittiğinde uzun süre dönmeyeceği bir tahsildarlık işine verir. Bir kaymakam eşi olmakla bile zar zor yetinen Şahende Hanım ise devamlı olarak fakirleşen evlerinden merhum kocasını ve hiçbir işe yaramayan Yusuf’u sorumlu tutar. Artık kızını götüremese bile Hilmi Beylerin evine yaptığı ziyaretleri hiç bırakmamış, hatta ufak ufak dedikodu malzemesi bile olmuştur. Aslında Selahattin Bey’in ölümünden sonra daha ilk gün yeni kaymakamı kendi ortamlarına dahil eden Şakir ve babası, Yusuf’u köyden göndermek için bu planı birlikte hazırlamışlardır. Şahende yavaş yavaş kızının aklına girerek, bazen haftalarca kocasını bekleyen ve evde devamlı olarak sıkılan Muazzez’i de bu ziyaretlerine ortak eder. Önce sadece kadın kadına olan bu ziyaretlere zamanla Hilmi Bey ve Şakir de dahil olmuş, sonra bu ziyaretlere içki de ortak olmuş, Muazzez her seferinde biraz daha kendini kaybettiğinde bu sefer yeni kaymakam, hatta kasaba komutanı bile bu ortama katılmıştır. Muazzez her gece biraz daha kendinden geçmiş, yanak almalar yavaşça öpücüklere ve kucaklara oturmaya kadar gelmiştir. Şakir bir zamanlar kavga ettiği ve kendisine vuran Yusuf’un karısını bu hâlde görmekten zevk almakta ve Yusuf’tan intikamını bu şekilde almaktadır. Yusuf, evin işten her geldiğinde bıraktığı az biraz parayla geçindiğini sanıp çalışmaya devam eder. Ancak zamanla tüm kasabada konuşulan dedikodular kendisine ulaşır. Şahende ile konuşarak Muazzez’i işlerine karıştırmamasını, onun sadece bir çocuk olduğunu, ona bugüne kadar ne yaptırdıysa da bunun Muazzez’in suçu olmadığını, ama geri kalan kimseye acımayacağını söyler. Muazzez bu gecelerde sürekli olarak iffetini korumaya çalışsa da, kendisine gün ve gün daha da yaklaşan bu adamları itmeye kalksa da bu bataklığa düşmektedir. Bazı geceler kocasının gelip kendisini kurtarmasını, gelip kendisini dövmesini bile ister, ama zaman geçtikçe geceleri biraz merakla beklemeye de başlar. Gerçekten de ne düşüneceğini bilmeyen bir çocuktur. Bir gün işten zamansız dönen Yusuf evine girdiğinde bu zamandır beklediği, aslında hiç şaşırmadığı manzarayı görür. Kaymakam, Komutan, Hilmi ve Şakir, analığı ve karısıyla alemdedir. Yusuf’u gören ahali kendilerini toparlamaya çalışsa da, Yusuf hiçbir şey söylemeden içeri girer ve önce elindeki kırbaçla hepsini dövmeye başlar, ardından da silahını çeker ve herkese ateş eder. İçkiden kendinden geçmiş Muazzez’i alıp evden çıkar ve kasabayı terk eder. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç hayaliyle çıktığı yolda attığı kurşunlardan birinin Muazzez’e de isabet ettiğini fark eder ve o gece Muazzez Yusuf’un yanında ölür. Artık önünde ne yeni yol varsa, Yusuf bu yolu yalnız yürüyecektir.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Kızıl Panda · 2021210,5bin okunma
·
182 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.