15 yaşında bir gencin hastalığı merkezinde dönen ilk aşk öyküsü. Bir hastane ortamı, pansuman odaları, sağlık çalışanlarının robotlaşmış, hastadan bağımsız görevini yerine getirme dürtüleri beni bir sağlıkçı olarak normalden fazla etkilemiş ve içine çekmiş olabilir ama her nasılsa hastanenin kokusunu parlak metal aletlerin soğukluğunu bilmeyen olmadığından her okuyucuyu da o soğuk hastane ortamına çekmeyi başaracaktır. Kitabın içinde anlamına bakıp öğrenilecek pek çok kelime mevcut amiyane tabirle "eski Türkçe" kelimeler sık sık yer alıyor. Akıcı, merak uyandırıcı, içine çeken bir anlatımı olmakla beraber betimlemeler eksik. Kasıtlı yapılmış gibi eksik üstelik. Kimin saçı ne renk, boyu kaçtır, çenesi göz çukuru nasıldır, ev ne renktir bahçesinde üzümler bağları nerede durur pek detay vermemeyi tercih etmiş yazar. Genel olarak okunması gereken listesine alınabilecek, dilini beğendiğim bir eser.