Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
2025 31. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 18:12
Sabahattin Ali 1940 yılında yayımlanan İçimizdeki Şeytan romanı, insanın kendi iç dünyasındaki zaaflarla, toplumun yarattığı baskıların birleştiğinde ortaya çıkan yenilgiyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Roman, bireyin iradesi ile vicdanı arasındaki çatışmayı anlatırken, adını da insanın içinde taşıdığı korkulardan, bahanelerden ve zaaflardan alır. Hikâye, felsefe eğitimi almış, sorgulayıcı ama iradesi zayıf bir genç olan Ömer ile başlar. Ömer, akıllı olmasına rağmen “hayır” demeyi bilmez, yapmak istemediği şeylere bile kolayca sürüklenir. Hatalarının sorumluluğunu almak yerine, bunları “içindeki şeytan”a yükleyerek kendisini aklar. Çevresinde de onun gibi, sorumluluktan kaçan, hayata savruk yaklaşan insanlar vardır. Bir gün Ömer’in yolu Macide ile kesişir. Macide, duygusal bir boşluğun içindedir. Babasını yeni kaybetmiştir, ailesinin yanında değil, bir akrabasında kalmaktadır. Ancak bu evde gördüğü baskı ve dedikodular hayatını daraltır. Çaresiz kalarak evi terk eder ve kapının önünde Ömer’i görür. Bu karşılaşma, ikilinin beraber yaşayacakları ilişkinin başlangıcı olur.Macide, ilişkilerinde hep verici taraftadır. Ömer’i bir anne şefkatiyle düşünür, onun iyi yanlarını görmek ister. Ömer ise yalnızlığına düşkün, ilişkide bile bireysel yaşamayı seven biridir. Macide, Ömer’in hatalarını fark etse de ona yakıştıramaz, merhametinden vazgeçemez.Bir gece arkadaş çevreleriyle dışarı çıktıklarında, Macide gördükleri karşısında Ömer’e olan hislerinin sarsıldığını anlar. Bu süreçte Ömer nezarete alınır. Macide onu terk etmeyi düşünse de yine merhametine yenilir. Ta ki Ömer, serbest kaldığında, onunla bir geleceklerinin olmadığını kendi ağzıyla söyleyene kadar. Romanın sonunda Ömer, hatalarının sebebinin aslında “içindeki şeytan” değil, kendi zaafları olduğunu kabul eder. Macide ise fazla merhametin insana nasıl zarar verebileceğini görmesine rağmen, bu özelliğinden tamamen kopamaz. İçimizdeki Şeytan, bireyin sorumluluk almaktan kaçışını, bahanelere sığınışını, fazla merhametin ve duygusal bağımlılığın yıpratıcı yönünü ustalıkla işler. Dili, 1940’ların Türkçesini taşıdığı için yer yer eski kelimeler barındırır; bu, modern okur için zorluk yaratsa da eserin dönem atmosferini güçlendirir.Roman, şu gerçeği derinden hissettirir: Bazen en büyük düşmanımız, kendi içimizde taşıdığımız şeytandır.
Duygu ve Düşünce
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.