Zorba, hayatın anlamını, insan ruhunun coşkusunu ve özgürlüğün tadını tattıran bir destandır. Kazancakis’in bu eseri, okuru sıradan bir adamın olağanüstü iç dünyasına davet eder; Zorba’nın yaşam sevinci ve asi ruhu, sayfalar boyunca yansır. Hikaye, zihnin karmaşıklığıyla kalbin sadeliğini harmanlar, okuyucuyu yaşamın en temel duygularıyla yüzleştirir.
Zorba’nın hayatı, özgürlüğe duyulan özlemin ve tutkuyla yaşamanın somut bir ifadesidir. Onun varlığı, cesaretin, cesaretle kucaklanan hayata karşı olan sonsuz inancın simgesidir. Kahramanın maceraları, hem coşkulu hem de trajik; yaşamın kendisi gibi dalgalı ve sürükleyicidir. Okuyucu, Zorba’nın ritmine kapılırken, kendi içindeki tutkuları ve korkularla yüzleşir.
Kazancakis, karakteri aracılığıyla hayatın anlamını, mutluluğu ve acıyı sorgular. Zorba’nın her hareketi, her sözü insanın kendini keşfetme yolculuğuna ışık tutar. Hikaye boyunca özgürlük, dostluk ve insan olmanın incelikleri iç içe geçer. Bu derinlik, metni sıradan bir anlatı olmaktan çıkarır, felsefi bir serüvene dönüştürür.
Zorba’nın coşkusunu yaşamak, onun kadar özgür olmak demektir. Kitap, insanın kendi sınırlarını aşması, anın içinde var olması için cesaretini toplamaya çağırır. Kazancakis, bu eserle okuyucuyu hayatın renkli ve karmaşık yüzüne alçakgönüllülükle bakmaya davet eder.