Gönderi

《 U Ç U R U M İ N S A N L A R I 》
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2025 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 08:44
Hakikaten, "ne okudum ben böyle", dediğim bir kitap oldu.. Esasında okunduğunda, insanlık adına bazı durumlara karşı çok da yabancı kalınacağını sanmıyorum. Lakin, bildiğimiz bu olumsuz durumlarla tekrar yüzleşmek kötü hissettirdi. Tabii bu kitapta daha da insanlık dışı durumları okudum. Peki ne okudum? Bu kitap bir kurgu değil, sosyolojik bir araştırmadır. 1902 yılında Londra'nın yoksulluğunu, sefaletini ve bu insanların yaşadıkları zulmü sarsıcı ve eleştirel bir dille anlatır. Kimliğini gizleyerek, bizzat o yoksulluk ve sefaletin içine giren, oradaki yaşamları olabildiğince tecrübe ederek bize doğrudan anlatan kim peki? Bizzat yazarın kendisi Jack London... Hepimiz dünyaya insan olarak gönderildik. İnsan ne demek? Eşref-i mahlukat demek... Yani yaratılmışların en şereflisi.. Hal böyleyken, insanların öncelikle en temel ihtiyaçlarının güvence altına alınması gerekir. İnsanların, beslenme barınma gibi temel ihtiyaçlarına çözüm bulunMAması, insanları hayvani şartlarda yaşamaya iterken, bu durumu çözmeyenleri de esfel-i safiline düşürür. Toplumda insanlar birbirine görünmez iplerle bağlıdır. Bireylerin hakları çiğnendiğinde aslında insanlığın vicdanında yara açılır. O yara gerekli güçlerle tedavi edilmezse topluma bulaşır. Temel ihtiyaçlarından yoksun insanlar, insanlıklarını korumakta zorlanır. Bu da topluma yayılarak, bir deprem gibi toplumu derinden sarsar. Dolayısıyla adaleti elinde bulunduran gücün, temel yaşam şartlarını güvence altına alması, onun en önemli vazifesidir. Bu kitabı okurken Osmanlı Devleti'ndeki sadaka taşları aklıma geldi. Sadaka taşları genellikle cami avluları ya da mahalle meydanlarında yer alırmış. Zenginler zekatlarını, sadakalarını bu taşın içine koyarlarmış; ihtiyacı olan da ihtiyacı kadarını oradan alırmış. Hatta bazen o paranın uzun zaman orada durduğu olurmuş. Bırakın beslenme ve barınma sorununu, fakirliğe çözüm bulmaya çalışan bir sosyal devlet anlayışı oluşturmuşlar. Bu uygulama, Osmanlı Devleti'nin, yoksulluk ve fakirlikle mücadele adına geliştirdiği etkili ve insancıl yöntemler biriymiş. Kitapta yazar, bizleri Londra'nın sefalet ortamına götürürken,bir rehber gibi bize eşlik eder. Gözlemlerini, betimlemeler ve duygular vesilesiyle bize aktarır. İnsanların açlıkla, barınaksızlıkla ve ağır hastalıklarla nasıl mücadele ettiğini detaylı bir şekilde ortaya koyar. Örneğin; barınacak yerler için üç dört saat önceden kuyruğa giren insanlar ve bu şansı kaçıranların sabaha kadar yürüyerek gezmesi çok dokunaklıydı. Parkta uyuyamıyorlar çünkü uyumasınlar diye dikenli telle kaplamışlar yatabilecekleri her yeri... Ayrıca polis geziyor ve herhangi bir yerde uyuyanı kaldırıyor, gece sokaklarda herhangi bir şekilde uyumaya müsaade yok anlayacağınız.. Bu durum, yazarın anlattığı bir çok örnekten biri sadece. Yazar sınıf farklılıklarına da değinerek alt ve üst tabaka! arasındaki uçurumu gözler önüne serer. Bir şekilde üst sınıfta! olabilmiş bir insanın,insanlık için savaşması ve elinden geleni yapması gerekirken; sefalet içinde yaşayanları nasıl basamak gibi kullandığını anlatır. Görünüşte yükselirken,insanlıkta esfel-i safiline düştüğünü gözler önüne serer.. Her şeye rağmen, sefalet içindeki bazı insanların, insanlıklarını ve yaşama sevincini koruma çabası, yazarın değindiği noktalardan biridir. Kitabın ismi de çok manidar; " Uçurum İnsanları " .. Hakikaten buradaki insanları, uçurumun kenarında ilerlemeye çalışan insanlara benzetebiliriz. Yollar, virajlar o kadar kötü ki, tutunamayan uçurumdan aşağıya yuvarlanıyor. Bülent Parlak bir şiirinde, "Bir cesedi izler gibi izliyorum hayatı" diyor. Bu kitap da, bu izlenimi veriyor. Yazar güçlü kalemi ve üslubuyla ,etkili bir sefalet katliamı anlatıyor. İnsana ve insanlığa dair dramın resmini çiziyor. Bu kitabı; sosyoloji okuyan,merak eden,sosyolog olmak isteyen herkes okumalıdır bana göre.. Sosyoloji tarihi adına, evrensel konulara değindiği için, kıymetli bir belge olduğunu düşünüyorum. Bu anlattıklarım çerçevesinde ilginizi çektiyse şans verebilirsiniz. Keyifli okumalar diliyorum...
Sosyoloji
Uçurum İnsanlarıJack London · İletişim Yayınları · 20254,553 okunma
··
1.298 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fатма ᵕ̈♡︎
Gönderi Sahibi
🫴🏻 Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş Keşke bir yalan olsaydım olsaydım 《...Bu kitabı okuyunca aklıma düşen ...》 🫴🏻 youtu.be/LVKEw1_qR28?si=...
Fатма ᵕ̈♡︎
Gönderi Sahibi
Normalde Jack London okumalarıma devam edecektim ama bu kitap beni bayağı etkiledi 🥺 Elimde Demir Ökçe var,o da bu tarz bir kitap incelediğim kadarıyla, ama arka arkaya okuyamayacak kadar sarsıldım😥. Okunması gereken kitaplar olduğunu düşünüyorum yazarın kitaplarının ,o yüzden ara ara okuyacağım diğer kitaplarını. Yazarın bu konuları dert etmesi çok güzel ve anlatımı başarılı👌🏻
Maalesef günümüzde artık benzer derecede duyarlı yazarlar neredeyse yok denecek kadar az. Açlığı, sefaleti, zulmü, acıyı, gözyaşını, yalanı, ahlâkî yozlaşmayı yazmıyor yazarlar. Günü kurtarma derdinde çoğu. Avanta peşinde. Belli kitlelere satma, bir yerlerden imza günü, söyleşi ya da üç beş yerden maaş kapma derdinde çoğu yazar. Kimse hakkıyla Gazze'yi, Irak işgalini, Doğu Türkistanı, Yemeni, Afganistan'ı , Avrupa'nın "Orta Doğu" dediği topraklarda dönen kirli oyunları, emperyalist güçlerin maşası olan kişileri, insan kaçakçılığı, uyuşturucu, organ mafyası, ihale tezgâhı olaylarını, sahte diplomaları, yıkılan yuvaları, uyuşturucuya başlama yaşının dokuza indiğini, taciz ve tecavüzleri, kadın cinayetlerini vs vs yazmıyor... Çünkü herkes avanta peşinde, çıkarı derdine düşmüş.
Fатма ᵕ̈♡︎
Gönderi Sahibi
Haklı bir serzeniş👌🏻 maalesef .. Martin Eden kitabıyla çok sevmiştim zaten yazarı, diğer kitapları da okunur mutlaka . İnşaallah duyarlı gönüllerin sayısı artar diyelim 🤲🏻 Katkınız için çok teşekkür ederim🌟, keyifli okumalar,huzurlu günler diliyorum. Kitapla kalmanız dileğiyle ✨️🙏🏻