Puan vermedi·90 syf.····Okunma: 09 Ağustos 2025 14:35 *Spoiler İçerir*
Bu kitap kısa, ince, ama içine kitap kokusu sinmiş bir hikâye. Okumaya başladığında “Evet ya, ben de kitaplara bazen böyle davranıyorum” dedirten ama bir noktadan sonra “dur biraz, bu iş fazla kaçmış” dedirten bir tarafı var.
Konu şu: Bluma Lennon diye bir akademisyen var, edebiyat delisi. Bir gün ansızın ölüyor. Ardından birisi ona çimento kaplı bir Joseph Conrad baskısı gönderiyor. Anlatıcı da bunun peşine düşüyor. Peşine düşmek dediğim, öyle kuru kuru değil: kitap koleksiyoncularının, takıntılı okurların, rafların arasında kaybolan insanların dünyasına giriyoruz.
Realist bir gözle baktığında, hikâyedeki kitap aşkı romantik değil, hafif ürkütücü. Çünkü kitapla bağ dediğimiz şey, belli bir noktadan sonra seni besleyen bir hobi olmaktan çıkıp seni yutan bir canavara dönüşebiliyor. Burada da onu görüyoruz. Kitap rafı değil, resmen kitaplardan yapılmış bir ev düşün… Güzel mi? Güzel. Sağlıklı mı? Tartışılır.
Dil akıcı, çeviri iyi, arada Borges’ten Cortázar’a edebi göndermeler var. Ama hikâye aslında edebiyat referanslarıyla şov yapmaktan çok, “Sen kitaplarla ne yapıyorsun? Onlar sana ne yapıyor?” diye hafiften sorguluyor.