·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ağustos 2025 00:00 Kitabı 1,5 saat içerisinde okudum. Bu kitabın çocuk kitabı olması bir bakıma üzücü çünkü; daha küçük yaştan çocukların bu kadar acı bir olayla karşılaşması beni her açıdan sarmış durumda. Aslında tüm yetişkinlerin okuyup başucunda bulundurması gereken bir inanç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Kitap içeriğini inceleyecek olursak ;
Amerika tarafından Japonya’ya atılan atom bombası nedeniyle insanların Hiroshima kentinde yaşadığı acı dolu deneyimi anlatmakta. Atom bombası sonucunda 150.000 kişinin öldüğü ve daha fazla kişinin yaralandığı tarihi olayı bir çocuğun başından geçen hikayeyle ele almakta.
Kitabın ana karakteri olan Sadako isimli çocuğun atom bombası sonucunda ailesiyle yaşadığı Hiroshima isimli kentten yara almadan kurtulduktan on sene sonra Sadako’nun atom bombası hastalığı olarak adlandırılan akut miyoleid lösemi teşhisi nedeniyle hastaneye yatırıldığı, tüm olumsuz belirtilere rağmen yaşama sevincini kaybetmediğini görmekteyiz. Bir japon inanışına göre; “ bin turna kuşu katlarsanız dileğiniz gerçek olur.” bu amaçla hasta yatağında bin beş yüzden fazla turna kuşu yapmış Sadako. Bazen siz ne kadar inançlı olursanız olun hayat sizi kırmaya yetebilecek tüm gücüyle gelip inançlarınızın aksini size kanıtlayabilir. İşte bu nedenle tüm çabasına rağmen Sadako dokuz ay sonra lösemi nedeniyle Japonya’ya atom bombası atarak binlerce masumun ölümüne neden olan Amerika Devleti tarafından Japonya’da kurulan Kızılhaç Hastanesi’nde vefat etmiştir.
Onun ölümünden sonra sınıf arkadaşlarının yapmış olduğu kampanyalar sonucunda Japonya’da çocuk barış anıtı yapılmıştır. İş bu anıtın üzerinde Sadako’nun ellerinde göğe yükselen turna kuşu bulunmaktadır. Tüm ölen çocuklar anısına yapılmış sembolik bir anıt olsa da, tarih boyunca verilen kararların insanlık üzerindeki etkilerini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Kitabın beni etkileyen bir diğer tarafı ise; lösemi hastası olmam nedeniyle ana karakterin çekmiş olduğu tüm fiziksel acıları biliyor olmam. Bu ağrıların ilaç olmaksızın 12 yaşındaki bir çocuk tarafından çekildiğini bilmek hayli üzücü çünkü; bir yetişkin olarak bile hastalık psikolojisini yönetmek oldukça zor. Bir çocuk kalbini hiçbir suçu olmaksızın 2. Dünya Savaşı nedeniyle bu hastalığa yakalanması dokuz ay içerisinde yaşamış olduğu olumsuz durumları düşündükçe insanlık adına acı çekmemek mümkün bile değil. Savaşların hiçbir zaman kazananı olmaz bunu bir kez daha yüzümüze vuran bir yapıt olmuş.
Kesinlikle okumanızı istediğim, çocuklarınıza okutmanız gereken bir eser.