Nasıl başlasam bilemiyorum… Zambra yine neler yapmış böyle? Hem de şu kısacık metinde. Aslında dünyayı yeniden keşfetmiyor; son derece basit bir kurgu inşa ediyor ama bunu öyle kendine has, öyle “Zambra usulü” yapıyor ki ortaya yine oyuncaklı, keyifli bir şey çıkıyor.
Metnin merkezine yazar–editör ilişkisi yerleştirilmiş. Üstelik bu ilişki doğrudan, Zambra’nın kurgusunun altına eklenmiş editör notları ve önsözlerle sunuluyor. Okurken bir süre bunun bağımsız bir kurgu mu, yoksa henüz tamamlanmamış bir hikâyenin ham hâli mi olduğuna karar veremedim. Sonra tüm bu sorgulamaları bir kenara bırakıp metnin ritmine bıraktım kendimi. Ve çok keyif aldım.
Sade, incelikli, oto-kurmaca temelli; yalnızca Zambra’nın kaleminden çıkabilecek türden bir hikâye. Zambra severler metne şans vermeliler.