·256 syf.····Okunma: 29 Temmuz 2025 16:01 Dünya üzerindeki yaşadığımız bu yüzyıla ya da çağa belli başlı,etkili ve yücelten isimlerle sürekli seslenilir ve öyle olduğu ifade edilerek insanoğlu manipüle edilerek benimsedilir.Bilişim Çağı,Bilgi Çağı,Uzay Çağı,İletişim Çağı, bu isimleri muhakkak bir yerde okumuş,duymuş olabiliriz ve sık sık karşımıza çıkarlar.iş yerlerinden yorgun ve stresli çıkan insanların kendini BilişimÇağında yaşadığını anımsaması duygularını ve düşüncelerini okşayarak kendilerini iyi,mutlu ve güçlü hissederek bu ağır misyonu dünyayı sırtında taşıyan Atlas gibi sırtlanırlar.Bu korkunç kabuslarını görmeye devam ederek yaşamaya kendilerini ikna ederler.Bilişim,bilgi,iletişin ve uzay,her ne kadar hayatımızın bir parçası olsalarda aslında hayatlarımızda ki tüketimimizin devamlılığını sağlamak,kolaylaştırmak,tüketim işlemlerimizi sorumsuz gerçekleşmesini sağlayarak kayıt altında tutmak ve bir bilgi havuzu oluşturarak neyi tüketmek istediğimizi,tüketim nesnelerini yenilemek,yen tüketim nesneleri ortaya çıkarmak.Eğer çağımıza bir isim vererek kendimizi anlamlandırarak ifade etmemiz hayati ve yaşamsal bir zorunluluk ise nacizane fikrimce çağımıza Tüketim Toplumu Çağı ismimin daha çok yakışacağını düşünüyorum.Çünkü yaşadığımız yerlerde evlerimizden dışarıya adımlarımızı attığımız anda,yurt içinde yurt dışı seyahat ve tatillerimizde tek yaptığımız şey tüketmekdir,henüz mümkün değil ama gelecekte mümkün olduğunda gezegenimizden gezegenler arası tatil ve seyahatlermizdede tüketeceğiz.İhtiyacımız olup olmadığını düşünemeden,ekonomik durumumuzu kontrol etmeden bir görevi yerine getirir gibi büyük arzu duyarak istemsizce tükederek mutlu olmaya capalarız.Hayatlarımızın bir parçası ve yaşamlarımızın kendisi olur,varoluşumuzu düşüncelerimiz belirlemez tükettiğimiz nesneler belirler.Jean Baudrillard şöyle söyler
“Nesneler çağında yaşıyoruz:Söylemek istediğim,nesnelerin ritmine ve onların hiç kesintisiz art arda gelişine göre yaşadığımız”
Aslında uygarlığımızın nasıl olacağını belirleyerek yön veren gerçek itici güç heyecanla tükettiğimiz nesnelerdir ve insan üzerindeki etkileri sonucunda duygusal,düşünsel görelmemizle ortaya çıkan toplumsal yapılarda bir yere varamama,olumlu olumsuz bir sonuç elde edememe ve bir zemine basamadan hep bir boşlukta depresif ve mutsuz hisseterek insanoğlu ne olduğunu bilemeden nesnelere bir anlam veremez.Jean Baudrillard şöyle söyler;
“Modern zamanların yeni vahşi insanı bu ormanda uygarlık reflekslerini yakalamakta güçlük çekiyor.”
Kapitalist sistemin bilimsel temel teorisini Karl Marx inşa etti.Bu temel teori günümüz dünyasına kapitalist sistemle beraber günümüze kadar geçen zaman içerisinde belli dönemlerde filozoflar,yazarlar,akademisyenler ve aydın insanlar;belli dönemlerde farklı teoriler geliştirdi.Bu düşünsel teorilerin değişmesi ve farklı olmasının nedeni kapitalizmin sürekli evrim geçirerek kendini geliştirmesidir ve insanoğlunun beynine yerleşerek egemen oldu.Jean Baudrillard’ın Tüketim Toplumu kitabını okuduğum zaman bu düşünce zihnimde oluşdu.Çünkü kendimi günümüzde yaşadığım dünya içerisinde buldum ve günümüzdeki sistemi ve toplumu bir ayna gibi çokmiyi yansıtabilmiş.
Sistem makine başındaki insana fiziki barbarlığını bıraktı ve günümüzde ise kentlerde ve şirketlerde psikolojik barbarlığını başlattı.Temel prensip ya da şart sürekli insanın üretmesi ve sürekli insanın tüketmesi gerekir.Başlıca sorun insanların ihtiyaçlarından fazlasını tüketememesi ve daha fazlasını tüketilmek istenmemesi.İnsanların sürekli nesneleri tüketmeye ihtiyaç duyması ve hayatında gerekli ve zorunlu olduğunu düşündürülmelidir ve nesnelere ihtiyaç olup olmadığını düşünülmemesinin,sorgulama yapılmamasının önüne basılı ve görsel kitle iletişim araçlarıyla geçilir ve bu temel problem çözülür.Jean Baudrillard şöyle söyler;
“Kitle iletişimin bize verdiği gerçeklik değil,gerçekliğin başndöndürücülüğüdür.Ya da sözcük oyunu yapmaksızın,baş döndürücülüğü olmayan gerçeklik.”
“Göstergelerin gösterilerine bağımlı değiliz ve medya bizi dünyayangöndermez,medya bize göstergeler olarak göstergeleri,bununla birlikte gerçeğin teminatıyla doğrulanmış göstergeleri tükettirir.”
Psikolojik ve düşünsel olarak nesneleri sürekli tükettirilme haline getiriliriz ve kendi irademiz,isteğimizden bağımsız riayet ederiz.Nesnelerin görselleri daha doğrusu göstergeler zihnimize,imge dünyamıza yerleştirilir,zamanla mantoğımızda işlerlik kazanarak simgesel kodlara dönülürler.Modern çağdaş toplumların nesneler imgesi zamanla bir kültür ve yaşam haline gelir.
İnsanlat ne kadar çok nesne tüketebilirse onkadar çok haz duyarak mutlu olurlar,bu durumda madde bağımlısı gibi tüketim bağımlısı oluruz.Nesne+Haz=Mutluluk demektir.Bu denklem tüketim toplumlarının yaşamlarının formülü ve en önemli parçasıdır,dolayısıyla nesnelere ulaşmak hayati önem taşıyan bir zorunluluktur.
Sistem kendi yapısı içerisinde toplumu sınıflara ayırır ve inasanların kendi aralarında bir rekabet ortamı yaratır.Toplumda nesneler tatmini olanlar ve nesneler tatmini olmayanlar diye ikiye ayrılır,yine bu durumu toplum içerisinde belirleyen etmen statüler,roller,ekonomik kazanç ve mevlilerdir.Toplumun sınıflara ayrılması saikleriyle nesneleri rahatlıkla tüketebilenler,düşünsel,duygusal bir gösteriş kisvesi altında nesneleri tüketemeyenler üzerinde üstün oldukları sanrısına kapılarak aptalca bir mutluluğa kapılırlar,böylece nesnelere sahip olmakla başka bir tatmin olma hazzı elde edilir.Sistenin topluma nesneleri satma ve toplumun nesnelere sahip olama savaşı ve kaosu vardır.
Moda kelimesi moden çağımızdaki insanlarda anlamı büyükdür ve bu anlam bir tabu gibi inanılır ve tapınılır.Moda;her yıl nesnelerde küçük değişiklik yapılarak kreasyon adımaltında yenilenir ve bu insanları yaşam tarzı,hayat gayeleri olur ve varoluşudur.Nesnelerde kendimi bularak ifade etmesidir.Çünkü insanlara her yıl uemi bir varoluş verilerek nesneler topluma tükettirilir.
İnsanlar ne olduğunu,gerçek mutluluğa nasıl sahip olunabileceğini,hayatlarının anlamını ve ne için yaşadıklarını unuturlar ya da unutturulurlar.Hepimiz iyi bir iş sahibi olmak,çok çalışmak,para kazanmak,zengin olmak ve bütün capamız;hepimizin ulaşmak istediği nesnelere herkesten daha çok sahip olmak.
Artık kapitalist sistemin nesneleri üretmesi kolaydır fakat ürettiği nesneleri satması daha zordur.Nesnelerin sürekli tüketimi sistemin var olmak zorunluluğudur,reklamlarla tüm toplumlara ulaşabilir,bu sitemin varoluşudur.Baudrillard şöyle söylet;
“Reklam aracılığıyla toplumsal amaçları kendi yararına çeviren ve kendi amaçlarını tıplumsal amaçlarmış gibi dayatan sistemdir.
İnasanlara sonsuz bir özgürlük verilir,bu özgürlüğe dikkatli bakılırsa,incelenirse paeadoks rahat bir şekilde çözülür.Tükettikçe özgür olabilirsin ve paradoks çözüldükten sonra başka dramatik gerçekler ortaya çıkar;inaanların tüketimi kazançlarına bağlıdır,bu tüketim kişilerin kazançlarına göre değişiklik gösterir.Tüketerek özgürlüğe kavuşmak istiyorsan çok çalışarak para kazanman,hırsızlık yaparak ve suç işleyerek para kazanabilirsin.Bu konuyu uzatarak debam ediyorum.Kapitalist sistemde çok çalışarak çok kazanırsın ve çok tüketirsin,sınırsız özgür olduğunu sanrısına kapılırsın.Bu önermenin tersi durumunda ise az çalışırsan az kazanırsın ve az tüketirsin,özgür olmadığın sanrısına kapılırsı.Eğer sisteme çok iyi bir köle olursan sınırsız özgür olabilirsin.Kapitalizm mucizesi kölelik ve özgürlük.Hepimiz,kapitalistler bile yarattığımız bu nesneler dünyası içinde yiterek kör olduk.Baudrillard şöyle söyler;
“Yalnızca şu ya da bu nesneye ihtiyaç vardır ve tüketim ruhu aslında bir vitrin ya da katalogdan başka nir şey değildir.”
Bu nesnelerin zihnimize yerleştirilen ifadesinde;onlara sahip olanlar;prestijli,yetenekli,akıllı,güçlü,üstün,konfor ve rahat,mutlu,huzurlu olduklarının düşünürüz,bedensel ve rusal tatmini nesnelerde olduklarını inanırız.İnsanların bir nesne karşısında oluşturdukları intiba bir ihtiyacım ötesinde olan büyüklük ve patolojik bir hastalıkdır.Toplumun aşırı bir tüketime ihtiyaçı yoktur,aşırı tükettirilmeye ihtiyaç duydurulan bir toplum vardır.
Moda topluma nüfus edebilen,sözünü geçirebilen bir baskı,yönetme ve tükettirebilme arçıdır.Sürekli insanlara kendini tekrar ettirerek bir küldürün oluşmasını empoze eder ve bunu benimsederek her zaman insanlar birbirleriyle nesneler üzerinden iletişim kurarlar.Her insan bu suni kültürün bir parçası ve bireyidir.Evimizde ki mutfağımızda bulunan beyaz eşyalar kültürümüzdür,hep bu nesnelerle ilgili konuşur,tartışır ve yaşarız.
Tüketim toplumu nevi şahsına münhasır kendi sanatı Pop Art’ı yarattı.Bu sanat akımı kendinden öncekilerden uzak ve farklıdır ve sırtını kendinden önceki sanata döndü.Aslında nesneler dünyasının bir yansıması ve kopyasıdır.Örneğin kutu coco cola yı biraz motifiye ederek topluma sunar.Bu nedenle tüketim toplumu ile anlaşarak çok rahat uyum sağladı,çünkü tüketim toplumuna nesneler hazır verilir,Pop Art sanatına resim yani sanat hazır verilir.Kapitalizm kendinden önceki toplumsal kültürünve değerleri yol etti,Pop Art sanatıda kendinden önceki sanatı ortadan kaldırma ihtirası vardır.Baudrillard şöyle söyler;
“Eğer tüketim toplumu kendi söylencesinde batmışsa,kendisi üzerine eleştirel bir perspektife sahip değilse ve tam olarak işte bu durum tüketim toplumunun tanımıysa,sadece uzlaşmacı ve gerek varlığında gerekse de pratiğinde bu saydamsız gerçekliğin suç ortağı olan bir çağdaş sanat olanilir.”
İnsanlığın bütün çağlarında;insan bedeni insana dert,sorun olmuştur ve daha çok etik ve yaşamsaldı,insanlar bu sorunu düşünsel olarak kısmen çözebildi,toplum kendini baskılayarak,zorla bir kültürel yaşam oluşturabildi.Günümüzde ise nesnelerin satılması ve tüketilmesi amaçıyla erkek ve kadın bedenlere en büyük roller verilerek insanlar bedenlerinin genel gmrünümü dışında kendileri hakkında başka önemli konular düşünemez oldular.Hiç bir çağda bedenler bu kadar çok kullanılarak toplumun psikolojisi bozulmadı.
Makyaj malzemeleri,bakım setleri,güzellik formülleri,yüz maskeleri,plates,estetik operasyonlar,diyetisyen rekim reçeteleri,ilaçlar,protein tozları,fitnes salonları,koşu bandı,koşu egzersizleri,fit vücutlar,kaslı erkekler,ince ve sertleşen kadın vücutları,sağlıklı ve bakımlı yetiğine,içtiğine dikkat ederek özen gösteren kadınlar ve erkekler.Hepsi nesneler dünyasının satış rakakamlarını artırmak amaçlı kullanılan bir reklam kurgusunun aktör ve aktrisleri oluştururlar.Baudrillard şöyle söyler;
“Otomabilden bile daha fazla yan anlam yüklü bir nesne vardır:bu nesne BEDEN’dir.Bin yıllık pürütenizm çağından sonra fiziksel ve cinsel özgürleşme biçimi altında bedenin yaniden keşfi ve reklamda,modada,kitle kültüründeki mutlak varlığı….”
Hayatımızın temel amaçı sağlıklı fit ve ince bir vücuta sahip olmak ve kaliteli,güzel kıtafetler satın almak ve diğer nesneleri tüketmek olan toplumsal kültürümüzdür.Bu kültür temel haz araçıdır.Bu haz araçlarımızla temel nir statü,prestij kazanarak toplumun onayını alarak içine girebiliriz.Aslında zeki olup olmadığımız,yeteneğimize,düşüncelerimize,bilgi birikimimize ve topluma sağlayacağımız genel fayda oranına bakılmaksızın bedenlerimize,giyilen kıyafetlere,dekoltelerden görünen deriye ve estetik olarak seksilik,çekicilik ve tahrik olmaya bakılır ve gözetilir,toplum buna önem verir.
Geçmiş çağlardaki püriten ahlak’ın bedenleri zorla örten yasası ortadan kalkarak bedenler açıldı ve ortaya çıkarılarak özgürleştirildi.Cinsellik ve erotizm araçları haline getirilerek oluşturulan fantastik imgelerle nesnelerin satışını artırarak toplumsal kültürün devamlılığı sağlandı.Baudrillard şöyle söyler;
“Beden sattırır,Güzellik sattırır,Erotizm sattırır”
Toplumlar bedenlerini ilk kez keşfederek görür gibi davranırlar ve bir cinsellik patlaması yaşarlar ve bu cinselliklerine karşı doyumsuzdurlar.Hayatlarında sıklıkla bu doyumsuz cinsel patlamayı yaşarlar,kendi besenlerinin cinsellikleri başkaları tarafından verilir.Aslında bu durum kitle iletişim araçlarında ,reklamlarda ki erotizm,pornografi ve fantastik görsellerin birer ingesel yansımasıdır.artık her ürün belden aşağı vurarak sattırılır.Sistem insana ait ne kadar değer varsa kullanır.Toplumun arzuları,erotik,fantastik hayalleri,gelecek planları,hayatına dair düşünsel,duygusal düşleri ve ne varsa bilinçdışıdır.Sistem toplumu erotizm yüklü bir alegorinin içinde yaşadır.Baudrillard şöyle söyler;
“Yaşanan her doyumda arzu artık yoktur,zorunlu olarak yoktur.Arzudan geriye arzunun tükenmişliği kalır”
“Sizin kendiniz hakkında sizden daha çok şey biliyoruz”
Kapitalist sistem,nesneleri üreten fabrikaları,yöneten şirketleri,dağıtım ağı,teklam sektörü,medya sektörü vb,kocaman ve devasa nir ağ ve yapı.Bu devasa organizmanın içinde insani nir değer yoktur,duygular,yani sevgi,samimiyet,paylaşım,yardımlaşma gibi yoktur,soğuk,katı ve insanlık dışı,duygusuz ve ruhsuzdur.Sistem nesnelerle beraber mutsuzluk,depresyon ve nedensiz şiddet üretir.Bu incelemeyi Baudrillard’dan son bu bir alıntıyla bitiriyorum;
“Herkes sinirleri tarafından köşeye sıkıştırılmış olmanın hırçın zevkiyle sanki yeni kanıta sığınır gibi bu açıklamaya sığınabilir.”