Puan vermedi·57 syf.····Okunma: 11 Ağustos 2025 23:12 Okurken, “Benim babam da biraz böyleydi” diyenler çıkar elbet, ama asıl mesele, burada bir bireyin babasına hesap sorması değil; insanın, otoriteyle, korkuyla, eksik bırakılmış sevgilerle hesaplaşması. Kafka’nın dili soğuk, ama duygusu sıcak değil — aksine yakıcı. Bir noktadan sonra kitap, sadece babaya yazılmış bir mektup olmaktan çıkıyor, kendi çocukluğuna dönüp “nerede kırıldım” sorusunu sorduğun bir aynaya dönüşüyor.
Ve işin tuhafı, Kafka babasını anlatırken, biz kendi hayatımıza dönüp bakıyoruz. Kim bilir, belki de hepimiz içimizde yarım kalmış bir “babaya mektup” taşıyoruz; sadece yazmaya cesaretimiz yok. Kafka o cesareti göstermiş, hem de bütün çıplaklığıyla.
Kısacası, bu kitap okunmaz, yaşanır. Üstelik öyle “bitirdim” diye rafa kaldırılacak türden değil; arada dönüp yeniden bakacağın, bakarken de “acaba ben hangi cümlede saklıyım?” diye düşüneceğin türden.