'İle' kitabından sonra 'uzak' la Aruoba serüvenine devam ediyorum. -Özlem Çekene Kılavuz- başlığı altında ne yazdıysa bir bir içime işledi. Özleyen özlenen ve bu kelimeleri kapsayan her bir cümleye sarılmak istiyor insan..

Hepimiz hissediyoruz, yaşıyoruz, biliyoruz ama ne kadarımız farkında? 'Özlem'in diğer duygularımızla olan ilişkisinin ne kadar bilincindeyiz? Bir insan sadece 'özlemek' ile ilgili ne kadar şeyden bahsedebilir? Birbirinden farklı ne kadar çok şey söyleyebilir, ne kadar düşündürebilir?

Özlemek ile yalnızlı, zaman, bencillik, geçmiş/gelecek, pişmanlık, mutluluk, acı, bırakılmışlık, uzaklaştırılmışlık, kıskançlık, neşe, mutluluk, sevgi ve ölüm. Özlem tüm bu kavramlar ile ne kadar alakadar, ne kadar akraba?

Oturup üzerinde düşünmeye kalkışsam, kendi kendime işin içinden çıkamam sanırım. Bu yüzden Aruoba yazdığı his kitabıyla beni öğrencisi -okuru- olarak seçti bile. Bunu kendisi de biliyor ve soruyor; 'Ne dersin Özlem Çeken? Anlıyorsun: sonuna geliyor, bu kitap' (sf.129)

Aruoba denince şöyle bir duraksıyorum ben. Anlamak, düşünmek, his yoğunlukları, düşünce karmaşıklığı geliyor aklıma. Bu sebepten, sakin bir kafayı bekliyorum okumaya başlamak için ve de heyecanlı bir bekleyiş ile. Bir kitabını sindiremeden başka bir kitabına geçmek istemiyorum. Belki de hemen okuyup bitmesinden korkuyorumdur. Farklı bir yeri var bende, öyle de kalmalı.

"Özlediğin gidip göremediğindir;
ama gidip görmek istediğin...

Özlem, gidip görememendir;
ama gidip görmek istemen...

Özlediğin, gidip görmek istediğin---
ama gidip göremediğin...

Özlem, gidip görmek istemen---
ama gidememen, görememen;
gene de, istemen." (sf.39)

diyelim ve Aruoba'nın özlem-özlemek-özlenen-özleyen ile anlatmak istediği en kapsamlı şiiri şöyle kalsın.

Tüm özlem çekenlere gelsin ve selam olsun sana Aruoba! Bu filli de bir kitap yazarak anlattığın için. :)