Küçük bir şehrin
Yıkılmaz duvarları ardında büyüyen bir çocuktum
Hayatı sobeleyen bakışın saflığında doğan
Eksik kalmasın diye fazlasını verdiğim hayatın faili meçhulüydüm
Gül yazmaların parayla satıldığı
Müstakil evlerin tedariksiz bakışıydım
Sek sek izleri gibi intizamli
Bilyeler gibi şeffaf bir gülümsemeyi arzulardım
Yeni pabuçlarımın güzelliği
Bayram sabahlarının maneviyatı
Sıcak ekmek kokusu gibi bağrımızı ısıtmaya yeterdi
Sabah ezanı kalkmanın bereketi savrulurdu hanemize
Zihin açıklığı savururdu kötü niyetleri
Anne sesi kadar naif bir sıcaklık kucaklardı gözlerimizi
Sobadan gelen odun çıtırtısı en yüksek ses olurdu kulağımızı zorlayan
Ne zaman büyüdük de
Manasız şeyler de büyür oldu hayatımızda
Samimiyet raflara kalktı hatır bulunmaz oldu
Eskiler kadar eski kalmadık lakin yenilerde de yerimizi bulamadık
4/11/2024
Pınar PEKĞÖZ