Sevgili Tuğba, Canım Tuğba
Somurta somurta uyandığım bir sabahta, etrafta asık suratımla sirke satarken, senin bu güzel yorumunla karşılaştım. Çiçeği burnunda bir yazar için, özellikle de benim gibi yazmayı, kitaplarını hayatının tam merkezine koymuş çok ama çok heyecanlı bir yazar için senin böylesi duygu yoğunluğu ile yazdığın bu inceleme yazısı o kadar değerli ki kelimelerle ifade edemem ama biraz anlatmaya çalışayım.
Öncelikle İlkay ve Sonay ve Selen karekterlerimde tam olarak benim yazdığım, satır aralarına sakladığım şeyleri sen tam olarak hissetmişsin. Bendeki duygunun sana geçmiş olmasına çok sevindim.
Sen, Sonay'a da İlkay'a da Selen'e de hem kızmış hem de onlara hak vermişsin. Bu tam da benim vermek istediğim etkiydi.
Anlaşılmak çok güzel.
Gecenin bir yarısında oturup o değerli zamanından ve uykundan feragat ederek böylesine uzun bir inceleme yazısı yazmış için çok etkilenmiş olduğunu düşünüyorum ve bunu zaten satırlarında da belirtmişsin.
Yazar ve yayıncı kimliğinle, benim çok kıymetlime Kış Güneşi'me (kuzguna yavrusu anka görünür ya) bu değeri verdiğin için çok teşekkür ederim.
Sen, güzel sözlerinle benim günümü güzelleştirdin. Senin de günün harikulade geçsin.
İstanbul'daki buluşmamızı heyecanla bekliyorum. En çok da kitaplarını okuyacağım gün için sabırsızlanıyorum.
İyi ki yollarımız kesişti sevgili Tuğba... İyi ki varsın Tuğba...