Yürümeyi seven biri olarak cazibesine kapıldığım bir kitap oldu. Nietzsche' nin yaşamı ve yürüyüşleri ile başlaması hızlı ve derin bir giriş yapmamı sağladı. Nietzsche' ye ayrılan kısım az olsa da daha önce Irvin D. YalomNietzsche Ağladığında kitabını okuduğum için yürüyüşlerini, psikolojisini daha derinden hissettim. Sonraki bölümlerde farklı açılardan yürüyüş konuları detaylıca irdelenmiş. Yer yer keşke daha önce okumuş olsaydım hissine kapıldım. Okuyunca bahse konu yerlere gidipte oraların varlığından bi haber olduğumu farketmek üzdü. Hiç okumamış olmaktansa geç okumakta iyidir diyerek tekrar o yerlere gitme umuduyla kendimi motive etmeyi yeğliyorum..Ama tam bir seyahat kitabı altı çizilmeli, yollarda okunmalı... Birikim dergisinden Engin Bozkurt'un kaleme aldığı kitap hakkındaki yazısı çıktı karşıma. Ilgilileri için link birikimdergisi.com/guncel/12130/yu...
Son olarak Kierkegaard' ın yürümek ile ilgili sözlerini unutmamak gerekir
“Her şeyden önce yürüme arzunuzu asla yitirmeyin.
Her gün iyi hissetmek için yürürüm ve her türlü hastalıktan uzaklaşırım.
En verimli düşüncelerime yürürken eriştim ve yürümenin defedemeyeceği hiçbir olumsuz düşünce tanımıyorum.
Ancak, ne kadar çok hareketsiz oturursanız, o kadar hasta hissedersiniz. Bu yüzden yürüyün.
Yürürken zihin berraklaşır, sorunlar kendiliğinden çözülür.”
Ve birde derdini, üzüntüsünü, sıkıntısını gezerek, dolaşarak, yürüyerek atan kişiye müteferriç deniyormuş. O benim galiba :)