Romanda üç karakter var: Şuçi, Dazai, Yozo. Yozo, kitabın ana karakteri. Şuçi ile bağlantılı yaşam benzerliği açısından Dazai, Şuçi’nin edebi karakteri.
Yozo hayatı boyunca soytarılık maskesi altında saklanan biri. İnsanları anlamıyor ve anlamadığı için onaylanma ihtiyacını karşılayamıyor. Soytarılık maskesi altında güldürerek bunu karşılıyor, böyle kabul edildiğini hissediyor. Oysa ki insanlardan korkan melankolik bir yapısı var özünde.
Hayatının üç aşaması var:
Birincisi, soytarılık yaparak onaylandığını fark ettiği ve bu maskeyi taktığı zaman. Çocukluk fotoğrafında mutlu olmadığı halde şebekçe sırıtması.
İkincisi, bu maskeye alışıyor ve harika bir oyuncu oluyor. Artık maskesi yüzüne perçinlenmiş. Bu durumu şu alıntıyla açıklığa kavuşturabiliriz:
> “Öğrenci formasını giymişti ve göğüs cebinden beyaz bir mendil sarkıyordu. Hasır sandalyeye oturup bacak bacak üstüne atmıştı ve gülümsüyordu. Bu seferki gülümsemek karışıklıkları olan bir maymunun gülümsemesi değildi. Ama oldukça başarılı bir gülümsemeydi; yine de bir insanın gülümsemesinden farklıydı ve bir şey eksikti.”
Çünkü kendi olamıyor. Artık soytarılık maskesini çok iyi takıyor ama kendi olmadığı için bir şeylerin eksik olması normal.
Üçüncü dönem: Ne mutlu ne mutsuz, silik bir görüntüsü var. Burada olgunlaşmış ama çoktan kendi olmaya geç kaldığı için kendine ait değer yargıları yok. Bu yüzden böyle arafta kalmış bir ifadesi var.
Biraz da Yozo’nun ilişkilerinden bahsedelim:
Maskesini düşüren Takeiçi: Yozo, soytarılık yaparak kendini ait hissetmeye çalışıyordu. Ama Takeiçi bunu fark etti ve onun kendini berbat hissetmesine neden oldu. Çünkü kendini onun gözünde ikiyüzlü hissetmişti ve bunu yaymasından çok korkmuştu. Bu ona göre kendini çıplak görmesi gibi bir şeydi. Bu yüzden ona kendini kanıtlamaya