Puan vermedi·90 syf.····Okunma: 14 Ağustos 2025 15:00 “Kitaplar insanın kaderini değiştirir.”
Okunacak raflar dolusu kitabım olmasına rağmen her ay kitap almaya devam ediyorum. Hiç bir zaman aldığım son kitapları hemen okumuyor, bana ait hissedip aldıklarımın da bana ve raflardaki önceki kitaplarıma ait olması, onun da bizi tanıması adına zaman veriyorum. Okuyacağım kitabı seçerken çoğunlukla, elimi okunmayı bekleyen kitapların olduğu raflar arasında gezdirerek gözlerim kapalı seçiyorum çünkü öncesinde uzun bir araştırma süreciyle bağ kurarak aldığım kitabın bu defa da özgür iradesiyle onun bana gelmesini istiyorum. Böylesi bir seçimle daha iyi ağırlıyorum onu; daha hakkını vererek, daha anlamlı ve verimli, okumadan ziyade yaşamak gibi…
“Kâğıt Ev” i okurken kah kendimi buldum; karakterlerin tüm gün yapacaklarını bitirip kitaplara sığınacağı anın hayali ve huzuruyla güne tahammül etmesi gibi kah kendimden korktum; kitaptan yaptığı figürle uyuyan, banyosuna kadar kitaplardan raf yapıp kitaplar zarar görmesin diye soğuk su ile duş alan, kâğıttan ev yapan, sonunda meçhule karışan Brauer olmak gibi…
Konu, kitap koleksiyonculuğu, sayıları artsa da emanet için bile vazgeçemediğimiz, tutkuyla bağlandığımız kitaplar ve zamanla onlardan ayrılmamak adına hayattan uzaklaştığımız ve hatta yeni aldığı kitabı okumaya başlayıp ikinci şiirde bir arabanın altında kalan Bluma Lennon gibi kitapseverlerin kitabı…
Bu eserde aşk var, tutku da, acı da var, mutlulukta…. Kurgusu hiç dağılmadan sade bir dil ile anlatılan, derinliği okurun kendisiyle bağ kurmasıyla sağlanan… Lakin hepsi kapağında da belirttiği üzere “Kalın ciltlerin arasında saklanan bir mücevher…”; kitap ve okuma aşkına dair… Velhasıl ancak kitapseverlerin anlamlı bulacağı bir kitap; mutlu azınlığa…:))