7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 15:17
Meksikalı yazar ve aktivist #JoséRevueltas ‘ın kaleme aldığı #Hücre , ağustos ayında #CanYayınları tarafından satışa sunuldu ve henüz çok yeni olduğundan hakkında inceleme ve yorumlar yok, risk aldım. Kapağı, konusu ve adıyla bir bütün olması beni etkiledi. 1968 öğrenci hareketinin ( 1968 Meksika’sı, toplumsal gerilimlerin doruğa çıktığı bir dönemdi. Özellikle üniversite öğrencileri, hükümetin baskıcı politikalarına ve demokrasi eksikliğine karşı ayaklanıyordu. Ancak Meksika yönetimi bu hareketi şiddetle bastırdı. En acı olay, 2 Ekim 1968 Tlatelolco Katliamı oldu: Ordu ve polis, barışçıl bir öğrenci gösterisine ateş açarak yüzlerce kişiyi öldürdü ya da kaybettirdi. Bu olay, Meksika halkında derin bir travma yarattı.) lideri olarak ağır bir bedel ödeyen José Revueltas’ın ( José Revueltas, zaten Meksika’da hem solcu hem de entelektüel bir figür olarak tanınıyordu. 1968’de öğrenci hareketine verdiği açık destek ve yazdığı yazılar yüzünden hapse atıldı. “Hücre”yi de işte hapisteyken, tek paragraf halinde kaleme aldı.Bu yüzden kitap, sadece kurmaca değil; bizzat yazarın yaşadığı baskı atmosferinin edebiyata yansımasıdır.) tek bir paragraf halinde yazdığı, Latin Amerika edebiyatının klasiklerinden biri kabul edilen Hücre, mahkûm ve gardiyan, suç ve ceza kavramlarının birbirine karıştığı gerçek bir panoptikon (aslında 18. yy. İngiliz filozof Jeremy Bentham tarafından tasarlanan bir hapishane modelinin adı. Fiziksel olarak: Ortada dairesel bir gözetleme kulesi, etrafında hücreler bulunur. Hücrelerin içi gözetleme kulesinden görünür, ama mahkûmlar gözetleyenin kendilerini izleyip izlemediğini bilemez. Mantığı: Mahkûmlar her an izleniyor olabileceklerini düşündükleri için, sürekli olarak “kendilerini denetlemeye” başlar). Bir oturuşta biten bir paragraf halinde olan kitap bende çok karmaşık hisler bıraktı. Arka kapakta Pablo Neruda’nın “aykırı, hırpani, yaratıcı, ümitsiz ve cin fikirli” söyleminin özellikle hırpaniliğine katılıyorum. Sert bir mizacı var yazarın. Bu hücrede zamanın akışı yok oluyor. Kitap boyunca adaletin bulanıklaşması söz konusu. Karakterler suçlu mu, yoksa sadece sistemin kurbanları mı? Revueltas, cevabı bilerek açık bırakıyor. Hapishanede bile iktidarın ağırlığı hissediliyor. Revueltas, daracık hücreyi Meksika toplumunun bir metaforu olarak kullanıyor. Baskıcı iktidar, halkın nefes alacak alanını daraltıyor. Albino, Polonio ve Hergele’nin kişilikleri farklı olsa da hepsi aynı sistemin kıskacında. Bu, toplumsal çeşitliliğe rağmen baskının herkese eşit ölçüde uygulanmasını simgeliyor. Mahkumlar aralarında çatışmalar yaşıyor. Ölümün eşiğinde yaşayıp ölmek istemeyen, uyuşturucu yoksunluğuna da dayanamayan karakterler. Bu karakterlerin birlikte olduğu kadın karakterler, gardiyanlar ve kahrolasıca maymunlar da mevcut. Maymunlar evet! Valeria Luiselli’nin arka kapaktaki “Hücre olmadan çağdaş Latin Amerika edebiyatını anlamak imkânsız” sözüyle anlaşıldığı üzere; politik baskının edebiyattaki etkisi, hapishane deneyiminin bireyin psikolojisindeki etkisi ve iktidar-halk çatışmasını en üst perdeden gözlerimizin önüne seriyor yazar. Mutlaka okunmalı diyemem ama döneme ışık tutmuş gerçekçi ve sert bir öykü.
HücreJosé Revueltas · Can Yayınları · 202546 okunma
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.