Meksikalı yazar ve aktivist #JoséRevueltas ‘ın kaleme aldığı #Hücre , ağustos ayında #CanYayınları tarafından satışa sunuldu ve henüz çok yeni olduğundan hakkında inceleme ve yorumlar yok, risk aldım. Kapağı, konusu ve adıyla bir bütün olması beni etkiledi.
1968 öğrenci hareketinin ( 1968 Meksika’sı, toplumsal gerilimlerin doruğa çıktığı bir dönemdi. Özellikle üniversite öğrencileri, hükümetin baskıcı politikalarına ve demokrasi eksikliğine karşı ayaklanıyordu. Ancak Meksika yönetimi bu hareketi şiddetle bastırdı.
En acı olay, 2 Ekim 1968 Tlatelolco Katliamı oldu: Ordu ve polis, barışçıl bir öğrenci gösterisine ateş açarak yüzlerce kişiyi öldürdü ya da kaybettirdi. Bu olay, Meksika halkında derin bir travma yarattı.) lideri olarak ağır bir bedel ödeyen José Revueltas’ın ( José Revueltas, zaten Meksika’da hem solcu hem de entelektüel bir figür olarak tanınıyordu. 1968’de öğrenci hareketine verdiği açık destek ve yazdığı yazılar yüzünden hapse atıldı.
“Hücre”yi de işte hapisteyken, tek paragraf halinde kaleme aldı.Bu yüzden kitap, sadece kurmaca değil; bizzat yazarın yaşadığı baskı atmosferinin edebiyata yansımasıdır.) tek bir paragraf halinde yazdığı, Latin Amerika edebiyatının klasiklerinden biri kabul edilen Hücre, mahkûm ve gardiyan, suç ve ceza kavramlarının birbirine karıştığı gerçek bir panoptikon (aslında 18. yy. İngiliz filozof Jeremy Bentham tarafından tasarlanan bir hapishane modelinin adı. Fiziksel olarak: Ortada dairesel bir gözetleme kulesi, etrafında hücreler bulunur. Hücrelerin içi gözetleme kulesinden görünür, ama mahkûmlar gözetleyenin kendilerini izleyip izlemediğini bilemez. Mantığı: Mahkûmlar her an izleniyor olabileceklerini düşündükleri için, sürekli olarak “kendilerini denetlemeye” başlar).
Bir oturuşta biten bir paragraf halinde olan kitap