Ayfer Tunç’un Suzan Defter’ini bitirdiğimde elimde incecik bir kitap, içimde ise ağır bir duygu kaldı. Öyle bir sessizlik ki kapağını kapatınca bile iki ayrı insanın sesi hâlâ kulağımda çınlıyordu.
Bu hikâye ilk olarak yazarın Taş-Kâğıt-Makas adlı öykü kitabında yer almış. Sonra bağımsız bir kitap olarak yayımlanmış. Tür olarak roman ama tamamen günlük formunda yazılmış bir roman. İki karakterin, Ekmel Bey ve Derya’nın, aynı zaman aralığında birbirinden habersiz tuttukları günlükleri okuyorsun. Sol sayfada Ekmel Bey, sağ sayfada Derya. İstersen sırayla okursun, istersen önce birinin defterini bitirip sonra diğerine geçersin. Ben karşılıklı okumayı seçtim ve bu yöntem, hikâyenin o çift sesli atmosferini en güçlü biçimde deneyimlememe yardımcı oldu.
Ekmel Bey: Orta yaşlarında, içine kapanık, hayatın kenarında duran bir adam. Geçmişin gölgesinden çıkamamış, yalnızlıkla baş etmeye çalışan biri.
Derya: Genç bir kadın; arayışta, duyguları yoğun, kendini ve dünyayı anlamaya çalışan bir ruh. Hem hayata hem insanlara karşı meraklı ama bir o kadar da kırılgan. Abisine derin bir sevgi ve bağlılık duyuyor.
Ve tabii ki Suzan… Derya’nın abisinin sevgilisi. Onu hiçbir zaman kendi ağzından dinlemiyoruz. Hep başkalarının sözleriyle var oluyor. Bu da onu hem merkezde hem de ulaşılmaz kılıyor.
Kitabın atmosferinde yalnızlık, aşk, kimlik arayışı ve geçmişle hesaplaşma çok baskın. Dili gösterişsiz ama duygusu çok yoğun. Bazı cümleler öyle yerinde ki, okurken insanın göğsünde bir düğüm oluşturuyor.
Okuduktan sonra bende kalan his? Melankoli. Güzel bir melankoli. Bitirdiğimde sanki iki yalnız insanla vedalaşmış gibi oldum. Bazı kitaplar vardır, sana çok şey anlatır ama asıl etkisi, söylediklerinden çok söylemediklerindedir. Suzan Defter tam da böyle bir kitap.
Sevdiğim cümlelerden biri:
“İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?”
Bu kitap kısa ama tok. Bir günde okunur, etkisi günlerce kalır. Yalnızlık, hafıza, kimlik ve aşk temalarına ilgin varsa, iki ayrı pencereden aynı hikâyeye bakmak seni cezbediyorsa, mutlaka okumalısın. Suzan DefterAyfer Tunç
Peki ya eksikleri / zorlayıcı tarafları?
• “Suzan”ın bilinçli olarak gölgede bırakılması çok iyi bir tercih; ama bazı okurlar, daha somut bir “Suzan” görmek isteyebilir.
• Paralel okuma yapısı ilk sayfalarda alışma süresi istiyor.
• Melankoli dozu yüksek; keyifli bir kaçış değil, içine bakış isteyen bir metin. Suzan DefterAyfer Tunç