Gönderi

10/10
·392 syf.··
2018 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2018 21:24
''İnsanların aşktan ne anladığını bilsem, içimdekinin de ne olduğunu anlatabilirdim belki ama bilmiyorum.'' Evet, Mina Urgan '' Sait, senin aşktan anladığın ne?'' sorusunun cevabını böyle alıyordu ustadan ve bizler de ayrı ayrı anlıyorduk ne demek istediğini, bir yerde de birleşiyorduk mutlaka. Ömrü boyunca insanların arasında gezmiş, onları yakından tanımış, her bir hareketlerini gözlemlemiş bir insan nasıl yalnız kalabiliyor? Yazdığı için mi? Yazmasam deli olacaktım dediği için mi? Çok zor anlamak. Onu ve hikâyelerini. Yalnızlığını yazıya, kaleme döken bir hikâyeci... Kalabalıklar içinde yalnız bir adam: Sait Faik. youtube.com/watch?v=gFLOM67... Sait Faik'in hikâyelerini okuyanlar bilirler ki, tüm tablo insan üzerinedir. Yaşamı var eden, onu güzel yapan insandır. Bir tabloda, resimde, yazıda insan olursa o eserin güzel bir başarı yakalayacağını söylüyor yazarımız. ''İşte şurada, bakın, bakın orada denizi izleyen, elinde sigarası dalgın dalgın martılara bakan adam, işte o hikâyedir, gerisi teferruattır,'' diyen bir şaheser. Bunun içindir ki Sait, oturduğu masasında yazmaz yazılarını, önce fötr şapkasını giyer, eski pardesüsünü üstüne geçirir, uğrar bir balıkçıya, sonra yazıhanelere, görür dostlarını bir bir. Sonra tutar kolundan birini, ''Hadi gel gezeceğiz,'' der. Sıkıysa itiraz etsinler. En büyük dostu, Orhan Veli'si, karşılaşırlar bir meyhanede, içerler şöyle karşılıklı, okusana be Orhan da keyfimiz yerine gelsin der Sait. Ve çıkarır cebinden saramış bir kağıdı Orhan okur şöylece: '' Deli eder insanı bu dünya, bu gece, bu yıldızlar, bu koku, bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç...'' Ve içer bir daha Sait tüm yalnızlığına... Eleni'ye, Aleksandra'ya... Onu anlayamamış, terk etmiş tüm kadınlara... youtube.com/watch?v=VAuwYC_... Ah be Makbule Hanım, sen bile bu öz oğlunu yalnız bıraktın. Neden? Yazdıklarına karşı çıktın, sevdikleri ucuz Rum kızlarına karıştın. İyiliği için değil mi? Bir insanın canını hayatta tutan, damarlarında kandan ziyade 'yazmak' diye bir duygunun dolaşmasından haberin olmadığı için mi? Sait yazmadan, Burgazada'da bir ağacın gölgesinde insanı, insanlığı, sevmeyi, sevilmeyi hikayeleştirmeden nasıl yaşayabilir? Ölümünde '' Ah, iki gözüm, canım Orhan'ım,'' diyen bir Sait kötü biri olabilir mi? Sevmekten anladığım şey bambaşka diyen bir kişiyi ne Aleksandra ne Eleni, ne annesi, ne de tüm kadınlar, O'nu anlayamamıştı? Onu anlayan bir Orhan Veli vardı, şiirleriyle Sait'i büyüten, manalı şiirleriyle Özdemir Asaf, röportajlarıyla onu tanımaya çalışan bir Yaşar Kemal vardı. Onu eleştiren bir Abidin Dino, kapaklarına resim çizen Bedri Rahmi Eyüpoğlu, kıskanan ama seven Peyami Safa, yoldaşları Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve niceleri. Ama en çok görüştüğü kişi, yalnızlığıydı. Konu Sait Faik olunca, eh kitap da O'nu anlatınca ben de onu anlattım elimden geldiğince. Güzel bir kitap, okuyun, okutun diyebilirim ancak. Tüm mal varlığını Darüşşafaka Cemiyeti'ne bırakan, babası olmayan çocukların eğitimine katkıda bulunmuş yazarımız Abasıyanık'ı saygı ve minnetle anıyorum.
Siyaset
Yalnız Hatta YapayalnızÖzlem Esmergül · Destek Yayınları · 2018550 okunma
··
35 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.