·391 syf.····Okunma: 15 Ağustos 2024 00:00 İletişimdeki sorunlarımızın, çoğu zaman karşımızdakini anlamaya çalışmak kadar basit bir çözümü var. Ama bunu ne kadar başarıyoruz sizce?
Empati… Herkesin konuştuğu ama çok az kişinin yaptığı bir şey. İletişim dediğimiz şey ise, bir köprü kurmak. Bir tarafın diğer tarafa yürümesiyle değil, iki tarafın da birbirine yaklaşmasıyla sağlamlaşan. Aksi halde denge şaşıyor ve köprünün bir ayağı kırılıyor. Tıpkı bu şarkıdaki gibi “la la la lö lö lö” den öteye geçemiyoruz :)
Prof. Dr. Üstün Dökmen kitabında bu konuya ışık tutuyor. Kişilerarası etkileşimi, Transaksiyonel Analiz yöntemiyle ele alarak, Ana-baba, Yetişkin ve Çocuk benlik durumlarımızı örneklerle açıklıyor. İletişim çatışmalarını ise bu benlik durumlarımız üzerinden anlatarak, bunları çözmek için empatinin şart olduğunu belirtiyor. Empati davranışını ise, bu üç benlik durumunu dengeli şekilde kullanabilen bireyler ancak başarılı şekilde sergileyebiliyor. Benmerkezci yani ego durumu yüksek olan bireylerin empati kurması zor.
Aşağıda kitapla ilgili notları ve bir de soru hazırladım.
Literatürden çokça kaynak belirtilerek konular ele alınmış.
Eklerle ve çeşitli görsel ve şemalarla desteklenmiş.
Anlaşılabilir olması hedeflendiği, günlük hayattan fazlasıyla örnekler verilmesinden belli.
Kitap değil eser. Başucu kitabından anladığım böyle bir şey :)
Bilimsel bir makale okumuş gibi hissettim. Alıntıların yanı sıra, Dökmen’in savunduğu tezler de var.
Toplam 391 sayfa.
İletişimin, çatışmanın ve empatinin tarihsel yolculuğuna şahit oluyoruz. Paralelinde tarihi genel kültürünüzü de arttırıyor.
Bir soru:
İnsanları gerçekten “anlamak için” dinlediğinizi düşünüyor musunuz? Yoksa söyledikleriniz bir önermenin ötesine geçemiyor mu?