“Senin bu kadar mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler”
Bahar Eriş’in bir süredir merakla beklediğim kitabını çıkar çıkmaz, hem de imzalı olarak dün akşam saatlerinde aldım. Onca beklemeye elbette hemen okumaya başlayacaktım. Az önce bitirdim ve sıcağı sıcağına bir kaç kelam etmek isterim.
Bu kitapla ilgili uzun uzadıya konuşulur hiç şüphesiz. Ancak Bahar Hanım geçtiğimiz günlerde bir ricada bulundu. Kitapla ilgili spoiler vermememizi, herkesin kendi okuyup, çıkarımlarını kendisinin yapmasını istedi. Söz dinleyen bir öğrenci olarak ben de kendimce fark ettiğim satır arası tüm mesajları gizleyerek bu kitabından söz edeceğim. Bir ricası da, paylaşmaya değer görürseniz, bir bahar şarkısını fona ekleyin oldu. Her zaman olduğu gibi bu mütevazi yaklaşımlı talebini de yerine getiriyorum. Zira bu mecrada paylaşmaya değer daha anlamlı ne kaldı ki?
Kalbim kırık kapattım arka kapağını. Ama bir o kadar da umut dolu. Usulca, sessiz sedasız açmaya çalışan bir çiçeğin hikayesini okudum. Güneş görmeyen kuytu köşelerde kendi hikayesini yeniden yazmaya kararlıydı. Hayalleri gerçek bir çöp kutusundayken, zihni dijital dünyanın çöplüğünde, anlam kırıntısı arıyordu. Son cümle ile ben de göz yaşlarıma hakim olamadım.
Son cümle mi?
“Evdekiler bekler.”
Bizim alelade dudaklarımızın arasından savurduğumuz bir cümle oysa ki…