Dr. Nicole LePera’nın Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır? kitabını okurken sık sık kalemi elime alıp satırların altını çizdim. Çünkü bu kitap insana sadece bilgi vermiyor, aynı zamanda kendi iç yolculuğunu dürüstçe görmesi için aynalar uzatıyor. Daha ilk sayfalarda iyileşmenin kolay bir şey olmadığını, hatta çoğu zaman sancılı bir süreç olduğunu hatırlatıyor: zorlanma olmadan iyileşme nadiren gelir. Bu cümle bana, değişimin bazen küçük bir ölüm gibi hissettirmesinin aslında doğal olduğunu gösterdi. Yeni bir parçanın doğması için bazı eski parçalarla vedalaşmamız gerekir..
Hamileliğimle bu satırların birleştiği yer çok derin oldu. Çünkü şu anda eski benliğimin bazı parçalarını geride bırakıyor, yeni bir kimliğe hazırlanıyorum. Sadece anne olmanın değil, aynı zamanda kendi içimde yeniden doğmanın eşiğindeyim. Ve fark ediyorum ki, iyileşme yolunda en önemli adımlardan biri kendi içimdeki çocukla tanışmak. LePera’nın anlattığı gibi, çocukken sevgiyi kaybetmemek için bastırdığımız yönlerimiz bugün hâlâ içimizde yaşıyor. Sezgileri susturulmuş bir çocuk olmak yetişkinlik halinde sahte bir benlik yaratabiliyor. Yazarın “yeniden ebeveynlik” kavramı işte bu noktada devreye giriyor. İnsan, kendi kendisinin ebeveyni olmayı öğrenmedikçe geçmiş yaralarını taşıyor. LePera bunu dört direkle anlatıyor: duygularımızı düzenlemek, kendimize şefkatle disiplin uygulamak, öz bakım yapmak ve çocukça merakı geri kazanmak. Bunları okurken şunu düşündüm: Ben bebeğime nasıl bir anne olmak istiyorum? Sanırım cevabı bu dört direğin içinde buldum. Duygularını tanıyabilen, sınırlarını bilen, kendine özen gösteren ve hayata merakla bakan bir anne… Bu yüzden kitap benim için sadece kişisel bir iyileşme metni değil, anneliğe hazırlanırken bir rehber oldu.
Sınırlar üzerine yazdıkları da beni çok etkiledi. “Sınırlara saygının olmadığı yerde olgunluk yoktur” cümlesi günlerce aklımda döndü. Hamilelik sürecinde bedenimin, zihnimin, ruhumun bana yeni sınırlar çizdirdiğini fark ettim. Daha önce “evet” dediğim şeylere şimdi hayır diyebilmek, aslında olgunlaşmanın kendisiymiş. LePera’nın dediği gibi, sınırlar başkalarını dışlamak için değil; kendimizi korumak, özgün benliğimizi koruyabilmek için var.
Kitabın en kıymetli yönlerinden biri, iyileşmeyi sadece ruhsal bir süreç olarak değil, bedensel bir bütünlük olarak da ele alması. Travmaların bağışıklık sistemine, bağırsaklara, hatta hücrelerimize kadar işlediğini okumak beni hem şaşırttı hem de düşündürdü. “Psikologlar size ne yediğinizi pek sormaz ama gıda zihin sağlığında çok önemli bir rol oynar.” cümlesi bana doğrudan kendi geçmişimi hatırlattı. Hamilelikten önce PCOS tedavisi için alternatif tıbbı denemiş, akupunktur, takviye destekleri ve en önemlisi bağırsak onarımına yönelik GAPS diyetini uygulamıştım. Oldukça zorlayıcı bir süreçti ama bugün geriye baktığımda hem bedenime hem de bağırsaklarıma en iyi gelen adımlardan biri olduğunu görüyorum. Ve belki de tesadüf değil: mucize eseri, tüp bebek gibi tedavilere gerek kalmadan, kendiliğinden hamile kaldım. Bu yüzden, LePera’nın “beden ve zihin birbirinden ayrı değildir” vurgusu benim hayatımda bizzat karşılık buldu.
Elbette bu ‘’mucizevi’’ hamilelik sürecim sadece fiziksel değil; aynı dönemde bir başka iyileşme alanı da içsel dünyamda da açılmasıyla pekişen bir durum oldu. Yıllardır hayatımda olmayan babam geri dönmüştü. İçimdeki çocuğu ve sezgilerimi duymaya çalışarak ona yaklaştım; kendimi kasmadan, inancımı ve sevgimi esirgemeden hissettiklerimi anlattım. Belki bana “ben de seni seviyorum” demeyecekti ama kitapta da söylendiği gibi yılların kalıbını bir anda sökmek mümkün değildi. Yine de sevgimi söyledim, öptüm, sarıldım. Onun ilgisini aldığım anların, saçımı okşayışının, bana sarılışının tadını çıkardım. Şimdi fark ediyorum ki iyileşme süreci sadece bir diyetle bağırsak duvarımı onarmak değildi; aynı zamanda içimdeki çocuğun yıllardır beklediği sevgiyi babamdan alabilmeye cesaret etmekti. Fiziksel ve duygusal dünyamda bu iki olay öyle büyük bir dönüm noktası oldu ki, bugün hem bedenimde hem de ruhumda açılan alanların bebeğime giden yolu hazırladığını biliyorum. Yani bana göre hem fiziksel hem de ruhsal dünyada sezgilere ön açmak ve kendini duymak büyük bir etkileşim ve iyileşme yaratıyor.
Kitap bittiğinde geriye şu cümle kaldı: iyileşme bir mucize anı değil, her gün yaptığımız küçük seçimlerin toplamı. Terapiler, atölyeler, büyük aydınlanmalar elbette önemli. Ama asıl iş, gündelik hayatta başlıyor. Kendine bakmayı, içindeki çocuğu dinlemeyi, sınırlarını korumayı, bedene özen göstermeyi her gün yeniden seçmek gerekiyor.
Benim için Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır?, kişisel gelişim kitaplarının ötesine geçti. Çünkü bana yalnızca kendimi değil, bebeğime bırakacağım mirası da düşündürdü. Biz çoğu zaman çocuklarımıza alacağımız kıyafetleri, oda takımlarını, oyuncakları önemsiyoruz. Ben de önemsedim, hâlâ daha bu şeylere hevesle bakmaya da devam ediyorum. Ama bu süreçte şunu gördüm: asıl miras ve önceliklendirmeler bunlardan ibaret olmamalı. Bir çocuğa bırakılacak en büyük armağan, iyileşmeye çalışan, önce kendi içindeki çocuğa kulak veren bir ebeveyn olmak.
Çoğumuz, kendi içindeki çocuğun sesini hiç duymamış ya da duyamamış ebeveynlerin çocuklarıyız. Bu yüzden içimizde oluşmuş olan o yaraları bazen onarmaya çalışıyoruz, bazen de görmemek için kendimizden kaçıyoruz. Ama insanın hayat yolculuğu biraz da bu: kendini bulma çabası, kendi içindeki o çocuğa ebeveyn olma denemesi. Ve ben biliyorum ki, kendi içimdeki çocuğu iyileştirdikçe çocuğuma vereceğim en değerli şey daha güvenli, daha şefkatli, daha özgün bir anne olmak olacak.
Son sayfayı kapattığımda kitap bana sadece teoriler ve kavramlar bırakmadı; aynı zamanda hayatımın bu dönemine dokunan, kalbime inen bir yol haritası sundu. Evet, zaman zaman ağır, zorlayıcı ve yüzleştirici cümlelerle karşılaştım ama tam da bu yüzden değerliydi. Çünkü iyileşmenin romantik bir masal değil, cesaret isteyen bir süreç olduğunu dürüstçe anlattı.
Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır? kendini anlamak, geçmiş yaralarıyla yüzleşmek, ebeveynliğe hazırlanmak ya da sadece daha özgün bir hayat sürmek isteyen herkese içtenlikle önerebileceğim bir kitap.
Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır?Nicole LePera