Yoksulluk İçimizde dokuz hikâye ve hikâyelerin içerisine yerleştirilen altı levhadan oluşur. Eserde yer yer Ataullah İskenderî gibi mutasavvıf şahsiyetlerin eserlerinden ve sözlerinden alıntılarla okuyucuya ayrı bir
kapı aralanır. Her ne kadar hikâyeler ayrı ayrı olsa da kendi içinde bir bütün olarak tek hikâye olarak okunabilir; böylece hikâye aslında bir büyük tek hikâyeden oluşur. Tek bir hikâyeyi okuyarak anlam çıkarmak zordur. Bir bütün olarak hikâye kitabı okunduğunda anlam kazanır. Kutlu dini mistik bir yazardır ve bu düşüncelerini eserine alenen yansıtmıştır.
Kutlu’nun hikâye kahramanlarına seçtiği isimler de iki farklı dünyayı çağrıştırır niteliktedir.Geleneğe yaslanan Süheyla karakteri saf ve temizliği, kalbi önemseyen, ahireti de düşünen birisidir. Yeni ve modern
bir isim olan Engin ise, özünde iyi olsa da hep bir hırs içerisindedir. Onun hedefi zengin olmak, daha iyi şartlarda yaşamaktır. Yoksul bir çocukluk dönemi geçiren Engin için tek hedef, dünya nimetleri daha doğrusu zenginliktir. Süheyla ise Engin’e göre her geçen gün modernleşme, diğer bir ifadeyle zenginleşmeyle beraber insanı moraldeğerlerinden uzaklaştıran hayata karşı bu dünya ile ahiret arasında bir denge kurmaya çalışır.
Yoksulluk İçimizde hikâyesinin konusu çok karmaşık, anlaşılması ve çözülmesi zor, okuyucuyu şaşırtan bir kurguya sahip değildir. Olay, Süheyla ve Engin arasında yaşanan ilişki sonlandıktan sonra Süheyla’nın çizgisini değiştirmesi üzerine kuruludur. Maddenin insanı mutlu edeceğini düşünen ve bu yolu tercih eden Engin ile daha sonra İslami bir hayat çizgisi seçen Süheyla aslında “madde ile mana” arasında sıkışıp kalan gençliği temsil etmektedirler. Hikâye kahramanların iç dünyalarında yaşadıkları gelgitler, bocalamalar,
zaman zaman geriye dönüşler yazar tarafından iyi bir anlatım tekniği ile sunulur.
Yazarın okuduğum ilk eseriydi. Savunduğu düşünce itibariyle az çok içeriğini tahmin ediyordum. Okurken sıkılmadım. Kitap okumaya yeni başlayacak olanlar için başlangıç kitabı tadında bir eserdi.