Gönderi

Göz yaşı dökmeden bitirmek mümkün değil...
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Ah Jack London, sensin Martin, benim, biziz. Hepimizin yüreğinde bir parça Martin var lakin o hepimizden daha kararlı, hepimizden daha mücadeleci ve pes etmeyen bir karakter. Okuduğum yüzlerce kitapta binlerce karakterde hicbir zaman bu kadar kendine inanan ve kafasına koyduğu hedeflere ulaşabilmek için savaşan bir karakter hatırlamıyorum. Okumamış, cahil, konuşmayı bile yetkin seviyede başaramayan bir proloter, deniz işçisi ile tanıştırıyor kitabın başlarında bizi Jack London. Arkadaşının yemek davetiyle dünyasını değiştirecek o varlığı görüyor, Ruth... Kulaklarımızda Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı yankılanıyor, "İşçisin sen işci kal Martin..." Ruth edebiyat okumuş prenses bir burjuvazi kızıdır. Martin belki cahil cühela lakin karşıkonulması zor bir erkek, çekici ve etkileyici. Ruth ikilemlerle yaklaşıyor icten içe kendine uygun olmadığını bilse de Martin'in kaslı kollarına ve erkeksi özelliklerine boyun eğiyor. Martin kendisini gelişirmesi gerektiğini biliyor Ruth'tan okuma tavsiyeleri, eğitim tavsiyesi alıyor. İlk başta Ruth seviyesine gelmek bile çok uzun bir süre gerektirirken, hiç beklenmedik süre zarfında Ruth'tan çok daha fazla gelistiriyor kendini. Gecelerce okuyor, kendisini her alanda geliştirmeye çalışıyor, belli bir seviyeye ulaşıyor. Lâkin Ruth'un anne ve babası asla kızlarına yakıstıramıyor bu "serseri, işi gücü olmayan alt tabakayı" Ruth bir yandan asla aşık olmayacağını söylese de ailesine, yüreğin dilden daha kuvvetli olduğunu bilmiyordur. Ruth'da ara ara Martin'e babasının yanında çalışmasını yahut elle tutulur bir işe girmesi gerektigini telkin ediyor. Martin ise yazar olup entelektüel bir seviyeye ulaşarak Ruth'a "yakışmak" ve ona iyi bir bir mevkideyken iyi bir hayat sunma hülyalarında geziyor. Ruth asla inanmıyor Martin'in bu yolda başarılı olacağına, gerçi kimse inanmıyor ablası, eniştesi... Hic kimse inanmıyor Martin'e. Martin işsiz güçsüz borçlu ve yiyecek ekmeği yokken bile günde 3-4 saat uyuyarak yazmaya devam eder lakin dergilere gönderdiği hicbir eseri dikkate alınmaz. Bir mecliste söylendiği iftiralarla gündem olur gazetelerde ve Ruth'un annesi, babası Ruth'a haklı olduklarını gösterirler Ruth ise daha fazla anne babasına karşı koyamaz, işsiz güçsüz Martin ile yollarını ayır, bir daha karşısına çıkmamasını tembihler. Martin Ruthsuzdur artiķ. Ne sigarayı ne küfrü bırakmasına gerek duymaz. Yazmak veya yayınevlerine posta yollamak da mânasızdır. Tam bu evrede talihi döner gönderdiği eserler kabul görür, kitaplaştırılır, binlerce dolar eder. Martin'in artık paraya ihtiyacı yoktur, yayınevleri binlerce satan eserlerinden dolayı sürekli yeni eser ister Martin asla yeni bir şey yazmaz eskileri gönderir ve tükenince bu işe bir daha bulaşmamaya karar verir. Martin artık ülkenin en çok okunan yazarlarından biridir. Bir lokma ekmeğe muhtaçken yüzüne bakmayanlar, her gece yemeklere davet etmeye başlarlar. Oysa Martin aynı Martin'dir değişen şey toplumsal mevkiidir. Öyle ki Martin kazandığı parayla borçlarını öder, ablasına, ev sahibine, ve dostların hayallerine harcar parayı. Yüzüne bakmayan herkes gibi, onu yarı yolda bırakan Ruth'da Martin'le konuşmaya gelir. Martin sitem eder, babası ve annesine vaktinde karşı koyamayıp onu yeterince sevemeyen, onu olduğu gibi kabullenemeyen Ruth'a karşı, uğruna senelerce zorluk çektiği, 36 saat ekmek yemeden yazmaya çalıştığı, mücadele ettiği Ruth'a hicbir duygusu kalmadığını anlar. Ruth'u ve dünyayı, yaşamayı reddeder Martin. Böylesine riyakar bir dünyada onu tatmin edecek hicbir şey kalmaz elinde. Bize denizlerden gelen Martin, son nefesini de kendini denizlere bırakarak verir. İyi ki tanıdık seni Martin
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
··
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.