2/10
·504 syf.··
2025 14. kitabı
Konu: Eski özel asker Jack Reacher, kendince adaleti yerine getirirken kendini FBI tarafından şüpheli olarak suçlandığı bir durumda bulur. Suçsuzluğunu ispatlamalı veya bu işten kurtulmanın bir yolunu bulmalıdır, peki nasıl? Bu kitaba uygun yaş önerim: +15 Aralarda cinsellik ve istismar durumları var. Bu kitabı okumalı mısınız? Akıcı ve sürükleyici bir anlatım var. Sonunu çok merak ettim. Kurgu akışı raslantısal ilerliyor. Zeki karakterler ve hamleler için çabalanmış. Buna rağmen kitabın sonu beni çok tatmin etmedi. Bol bol konuşma var. Sonuç olarak boş vaktiniz varsa neden olmasın? Çerezlik okunabilecek bir kitap. Puan: 2 /10 SPOİLER <bu kısımdan sonrası spoiler içerir> Kitabın Özeti: Karakterler: Jack Reacher: Başrol, eski özel asker. Umursamaz biri. Jodie: Jack'in sevgilisi, hırslı bir avukat. Ajan Harper: FBI'da çalışan bir kadın ajan, Jack'in partneri. Ajan Lamarr: FBI kişilik analiz uzmanı Alison: Lamarr'ın kardeşi, listedeki isimlerden biri. Rita: Listedeki isimlerden biri. Orduda istismara uğramış kadınlar, bir seri katil tarafından hiçbir iz bırakılmadan öldürülmektedir. Katilin listesinde 91 hedef olduğunu düşünen FBI, Jack Reacher'ı kişilik profil analizine uyduğundan izler ve şüpheli konumdadır. Jack, bir restorandan haraç alınmasına karşı çıkarak mafyanın 2 adamını döver. Kendine mafya çetesini düşman edinir. Sevgilisi Jodie'nın evine giderken FBI onu yakalar ve hapseder. Jack'i önce ters köşe yapmaya çalışırlar, sonra durumu anlatıp baskı yaparlar. Jack, başka yerde bulunarak katil olmadığını kanıtlamıştır. Lamarr adlı kadın ajan, suçlu profiline uyduğunu söyler. "Senin gibi bir adam arıyoruz, sen de bize yardım edeceksin." der. Jack'in bu listedeki kadınlarla ortak noktası bir dönem temasta bulunmasıdır. Şantaj, tehdit falan Jack ikna olur. Üsse getirilir. Kadın ajan Harper ile Jack takım olur. 3 hafta arayla 3 kadın öldürülmüş ve herhangi bir kanıt yoktur. Cesetleri, kendi banyo küvetlerinde yeşil boya içinde bulunur. Bu yüzden asker olduğunu düşünülür seri katilin. Jack, seri katilin orduda istismara uğramış her kadına saldırmasının imkansız olduğunu söyler. 11 tane yalnız gibi görünen kadınları hedef aldığını söyler. Lamarr'ın kız kardeşi Alison da listededir. Bu arada Jack, Lamarr'dan nefret eder. Miras meselesi falan varmış, Lamarr hayat hikayesini anlatır. Bize neyse artık... Jack ve Harper, Alison'u ziyaret eder. Çünkü Jack, kadınları bizzat görmek ister. Aslında aynı yerde durmaktan bunalmıştır sadece. Jack, profil çıkarma işinin saçmalık olduğunu, hayatın gerçekleri olduğunu falan söyler. Halbuki pek umrunda değildir. Bu sırada araştırma falan yapacağım deyip FBI'ın elinde olan ve kendini tehdit eden kozu bir şekilde yok eder. Bu sırada Alison öldürülür. Katil ilk defa hata yapmıştır. Boya kutularının paketle geldiği ortaya çıkar. Teslimat yapılan kadınları bulup paketleri ortadan kaldırırlar. Jack, bu kadınları tanıyordur. Bu kadınlardan biri olan Rita ile görüşürler. Kutuları bilmediğini söyler. Jack, yeni bir teori ortaya atar. Seri katilin aslında planının çok basit olduğunu, amacı keşfedilmesin diye böyle yöntemler uyguladığını söyler. Aslında orduda hırsızlık olmuş, katil de tanık bırakmamak için böyle bir yöntem bulmuş. Harper ile bu teorinin üstüne giderler. Yanlış çıkar. Bu sırada Harper ile öpüşürler. Aynı zamanda katil, Rita'yı öldürmeye karar vermiştir. Jack bir şekilde bunu anlar ve asla açıklamadan Harper ile Rita'nın evine gider. Orada tam Rita ölecekken yetişir ve katili duvara atar. Katil Lamarr'dır. (Şok şok şok!!! Hiç beklemiyordum. Bayağı şaşırdım. ) Jack anlatır: düşüne düşüne Lamarr'dan şüphelenmeye başlamış. Katil, hipnozla kadınların kendilerini öldürmesini sağlıyor. Amacı kardeşi Alison'a para düşmemesi ve tüm mirasın kendine kalmasıymış. Basit tek kişilik bir cinayet planlamak yerine neden seri cinayet olmasın demiş? Başlamış öldürmeye... FBI kendisinden şüphelenmesin diye vakayı hep farklı yönlere çekmiş. Kendisi profil uzmanı ve seri cinayetlerden sorumlu olduğundan davayı içerden bizzat takip etmiş. Hep yanlış yönlendirmiş, kadınları aylar önce hipnoz etmiş. Sonra her kurbana kendileri için yeşil boya dolu küveti hazırlatmış ve dillerini geri attırarak intihar ettirmiş. Hipnozla tabi... Jack ve Harper tekrar tekrar öpüşür. (Yeterrr!! Gözlerim kanadı! :[[[ ) Sonra bakarlar ki katilin kafası kırılmış ve ölmüş. ( tebrikler gerçekten tebrikler, bir bu eksikti! Ne gerek vardı ölmesine?) FBI, Jack'i ajan Lamarr'ı yani katili öldürmekten tutuklar. Sen onu sevmiyordun o yüzden öldürdün. Katil falan değil derler. (Bu FBI'da pek zeki değil.) Jack konuşur, ikna olurlar, salarlar Jack'i. Jack gider Jodie ile ayrılır. Jodie yurt dışında yaşayacakmış, Jack'i istemiyormuş. Jack de vicdan azabı falan yok zaten, ayrılırlar. Son Yorum Kitaptan beklentim gitgide düştü, sonunu meraktan okudum. Ana karakterin hiçbir şeyi umursamaması ve küstah tavırları beni aşırı gıcık etti. Özellikle son sahnede: Rita'yı kurtarmaya giderken. Kitapta cinsellik olmasa da olurdu, açıkçası gereksiz ve saçmaydı. Olay akışının rüzgara göre yön değiştirip durmasını sevmedim. Her fikri onaylayıp üstüne gidiyorlar. FBI'ın bir kendi fikri ve zekası olmalıydı. Karakterleri genel olarak pek sevmedim. Bağ kuramadım. Sonuna kadar merak ettiren kurgu için final sönük kaldı. Daha çarpıcı ve inandırıcı olabilirdi. Jack'in sevgilisi olup herkesi süzmesi sinir bozucu. Öpüşüyor ama hiç vicdan azabı falan yok. Kitapta her fırsatta katilin zeki olduğu vurgulanıyor. Bu sinirimi bozdu. Bırakın da ona ben karar vereyim. Yazar, kadınları bedenen çok vurguluyor. Bu aşırı rahatsızlık vericiydi. Karakterlerin pek derinliği yok bence. Özellikle Jack karakterinin. Kendi başına buyruk, aşırı kibirli biri. Anlatımda araya çok fazla olay giriyor. Kafa karıştırıcı. Ordudaki cinsel istismarlar, Jodie ve Jack'in ilişkisi, Jack ve Harper arasında yaşananlar dışında uygunsuz sahne yok sayılır. Bu sahneler olmasa da olur, pek gerekli değildi. Kurgu Kitabın çoğu politika, sürtüşme, Jack'i ikna etme çabaları, Jack ile Harper'ın sinir bozucu sohbetleri ile geçiyor. Buralar boşa zaman kaybı gibi geldi. Kedi-fare kovalamacası beklemiştim. Pek aksiyon yok. En sonda aksiyon tavan yapıyor. Jack'in çözümü bulması çok saçmaydı. En sonda ilham geldi. Aslında kurgu bayağı zekice. İçerden birinin katil olması, rol yapması falan... Ama bu hikayede, kurgu inandırıcı olmamış. Sırf miras için bu kadar zahmete girilmez. Tek tek hipnoz et, küvete boya doldur, dilini yuttur.... Sırf bu sebeple yapılmaz. Yine de ümit var, yazarın kalemi kuvvetli. Daha gerçekçi senaryolarda zekice hamleler görebilmeyi isterim. Sonu çok komik bence, Jack bir vuruyor, katil duvara uçmuş. Bu sırada Jack, Harper'a olayı nasıl çözdüğünü anlatıyor ve öpüşuyorlar. ( Katil yanı başınızda, bir durun be! Sırası mı!) Sonra bakıyorlar, Aaa! Katil ölmüş. Açıkçası katilin ölmesinin de bir anlamı yoktu. Hani neden katil öldü? Bir anlatsaydı neden öldürdüğünü. Katilin kendisinden bir açıklama ve gerçek yüzünü açığa çıkarmasını görmek isterdim. Dil ve Anlatım Anlatım akıcı ve sürükleyici. Sonunu gerçekten aşırı merak ettim. Katilin aralarda konuşması iyiydi bence. Heyecan katmış. Öldürmeyi seven bir psikopat çıksaydı daha mantıklı olurdu. Kendimi kandırılmış hissettim. Katili psikopat bir adam sanmıştım. En azından okuyucuya kadın olduğu söylenebilirdi. Sonunda ters köşe oldum, hiç beklemiyordum. Katilin çılgın bir adam olduğuna inanmıştım. Lamarr'ı pek tahmin etmemiştim. Karakterler Jack aşırı küstah, ukala ve gıcık bir karakter. Bir şey bildiği yok ama her şeyi eleştiriyor. Insanlar ölüyor ama adamın umrunda değil, ortaya saçmasapan fikirler atarak sadece gezme peşinde. Bir de her soruya soruyla karşılık veriyor, çıldırıyorum!! Doğru düzgün açıklasana be adam! Sinirimi bozdu. Özellikle Rita'nın evine giderkenki konuşmaları. Haklı olduğu yerler olsa da söyleme tarzı ve davranışları çok sinir edici. Bu kitapta en gıcık olduğum karakter oldu. Ana karakteri sevmedim. Lamarr'ı sevmiştim açıkçası. Jack ön yargılı davranıp durduk yere nefret ediyordu. Kıza üzülmüş, acımıştım. Bu kadar bağ kurduğum bir karakterin katil çıkması bana pek gerçekçi gelmedi. Düşük özgüven, kendinden nefret etme ve aşırı tedirgin olan birinin nasıl bu kadar kusursuz planlar yaptığını anlamadım. Katilin iç konuşmaları ve düşünceleri, Lamarr ile uyuşmuyor. Katilin kendiyle konuşması bayağı kibirli. Kendine güvenen ve korkusuz biri imajı veriyor. Ayrıca katil, öldürmekten zevk alıyor. Zorla kurbanlarını gülümsetiyor, gitgide öldürmekte sabırsız hale geliyor, boya yöntemini seviyor... Lamarr'ın ise miras için tüm her şeyi planlamış, tek amacı para olan biri. İkisi çok farklı. Çelişiyor. Bu yüzden bana inandırıcı gelmedi. Bu iki karakter, aynı kişi olamaz. Ufak bir Hatırlatma Öncelikle bu kesinlikle benim düşünce ve yorumlarımdır. Başkası farklı düşünebilir ve katılmayabilir. Bu kitabı okumanızı ve katılıp katılmadığınız yerleri tartışmayı isterim. Önemli olan ortak kitap okumamız ve tartışırken eğlenmemiz. Kesin bir doğrusu yok, kimse kimseye katılmak zorunda değil. Saygı çerçevesinde yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın.
Kitap İncelemesi
KörebeLee Child · Koridor Yayıncılık · 2017191 okunma
·
94 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.