Fazla uzatılmış, kahramanı herkesten farklılaştırmak için özellikleri abartılmış, katili yakalamak için çok ilginç bir bağdaşım kurulmuş. Kısacası beğenmedim, tavsiye etmiyorum.
Polisiye romanlarında en sevdiğim özellik sağ gösterip sol vurmasıdır. Katili ya da suçluyu doğru tahmin etsek de onu ve amacını bulmamız ne kadar zorlarsa o kadar kurgusu iyidir bence. Bu kitapta bu iki özelliğin yanı sıra cinayetlerin nasıl işlendiği de ayrı bir gizem ve sonlara kadar nasıl işlendiğini çözemedim. Oysa katili sahneye çıktığı ilk anlarda bulmuştum. Kurgu olarak harika, dili sade akıcı ve anlaşılır. Olay örgüsü yer yer durağan olsa da genelde sürükleyici bir kitap idi.
Resmi kurumlar arasındaki çatışmalar, kurumlardaki memurlar arasındaki rekabetler ve dayanışmalar çok başarılı anlatılmış. Psikolojik tahliller yoktu. Olaylar ve sebepler üzerinde yürütülen mantıklar vardı ki sizi de beyin fırtınasına yönlendirmesi açısından gayet başarılıydı. Abartılı ve gerçek hayatta bu yoktur, dediğimiz yerler de vardı ama olaylara tat katan kısmı da buradaydı.
Gelelim nolduğuna; orduda görev yaparken tecavüz ya da taciz şikayetinde bulunup ordudan ayrılan 91 kadın askerden ikisinin ölü bulunması ile olaylar başlıyor. Üç hafta arayla hiçbir ipucu, öfke izi ve ölüm sebebi olmadan küvette askeri yeşil boya içinde ölü bulunan kadınlar... Ve hiç tahmin edemeyeceğiniz cinayet sebebi, katili ve yöntemi... Son sayfaya dek elinizden bırakamayacağınız merak dolu bir anlatım. Polisiyeseverlere tavsiyemdir.
Karakter bakımından zengin ve detaylı bir polisiye okudum. İkinci el tezgahlarında görünce methini çok duyduğum #jackreacher serisini kaçırmak ayıp olurdu. Aldığım için mutluyum
Jack Reacher biz polsiyecilerin aradığı sağlam yapılı karakterlerden biri. O yüzden kendini zevkle okutuyor. Ne istediğini bilen, ortay zeki yemler atabilen, büyük oynayan ve genelde izlediği yolu tutturan, tutturamasa bile krizi fırsata çevirecek keskin zekaya sahip, mücadele gücü yüksek ve motivasyon konusunda eksiksiz bir asker emeklisi. Bulmaca gibi olayların içinden çıkış şekline ve sakinligine ayrıca hayran kaldım. Bulursanız kaçırmayın. ❤
Çok Amerikanvari bir kitap. İçinde bol bol “Seni lanet olası pislik!” geçiyor. :) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, muhtemelen son olacak. Büyük beklentilerle başladım. Bunun nedeni tanıtım yazısındaki övgüler.
Akıcılığa lafım yok. Gözleriniz sayfalardan akıp gidiyor. Ama beni sıkan şey şaşırtma amacıyla yapılan kafa karışıklıkları oldu. Bir sayfayı okurken “Ha böyleymiş.” dedim, sonraki sayfada “Hmm böyle değilmiş.” Cümleler arasında konudan konuya çok atlamalar vardı. Bununla birlikte çeviriden kaynaklı olabilir ama kitabın anlatım dilini de beğenmedim.
400.sayfadan sonra heyecan bir nebze artıyor. Ve gerçekten şaşırtacak sonla bitiyor. Ben son sayfaları yeter artık bit, düşüncesiyle okuduğum için fazla dehşete düştüğümü söyleyemem.
Kısaca fikrim; boş vaktiniz varsa okuyabileceğiniz bir kitap ama fazla bir şey beklemeyin.
Dikkat spoiler içerir.
Jack Reacher, Jodie adında avukat bir sevgilisi olan ve ordudan ayrılmış bir binbaşıdır. Bir gün yemek yediği restoranı haraca bağlamak isteyen adamları döver ve FBI onu ele geçirir. Bir katil zamanında Ordu'da çalışmış ve taciz sebebiyle mesleği bırakan kadınları en ufak bir ipucu bırakmayacak şekilde öldürmektedir. FBI ekibinden Lamarr'ın çizdiği profile göre katil Reacher gibi bir adamdır. Lamarr, Barker, Poulton, Lisa Harper onunla çalışmak için mafyayı sevgiline yönlendirmek ile tehdit eder ve soruşturma başlar. Kurbanlar arasında tanıdıkları da vardır. Bu arada Lamarr'ın üvey kız kardeşi de öldürülür. Olayın içinde ordudaki silah kaçakçılığı da düşünülür. Reacher ve Harper beraber iyice ile dalar. En sonunda Reacher bakış açısını değiştirir. Katil aslında tek bir cinayet için bu kadar ile girişmiştir. Cinayet sebebi de en temel sebeptir. Acaba katil kimdir ve Reacher zamanında yetişecek midir? Harper ile arasındaki ilişki nasıl gelişecektir? Jodie şirketine ortak olunca ne yapacaktır? FBI, Reacher ile bu soruşturma konusunda nasıl bir anlaşma yapacaktır? Keyifle okunan bir roman.
Yazarın, okuduğum ikinci eseri. Olumlu veya olumsuz görüşleri bir kenara bırakacağım. Yazar aslen şunu diyor. Bu Ada’mın filmini yapın, çok zorladım kendimi. Jack Reacher. Özelliklerini alt kışıma link olarak ekliyorum. Buyurun bakın. Aslında kendini son yapımlarında bozmasa Dolph Lundgren tam da bunun oyuncusu olacak adam. Söylemedi demeyin sonra.
hizliresim.com/m29W31
Kitapta güzel yerler mevcut. Sıkıcı değil ama oldukça durağan ve hareketsiz. Özellikle okuduğum diğer kitaba göre. 91 kişilik bir kadın listesi, bu listeden Reacher’in seçtiği 11 kişilik liste, 6 kişilik yakın takip ve bunlardan 3 tanesinin ölü olması (Callan, Cooke, Stanley) ve Alison Lamar’ın ölümü sonrası hız kazanıyoruz. Taktikler güzel ama şu Reacher tarzı adamların neden kitaplar ve filmlerde bu tarz şekilde hikayeye girdiğini hiç anlayamam. Başlangıçta elde sadece ipucu olarak yeşil boya var. Kişi başı 75-110 litre arası.
Bir de kitabın şu yanını vurgulamam gerek. Kitapta sayfa 470 olunca siz de bir garip olacaksınız. Kitabın en iyi sayfası olduğunu düşünüyorum. Böyle bir ölüm şekli, öldürme tarzı ve kurbanın bu ölüme razı olması çok acayipti. Ancak başlarda geçen konuşmaları dikkatle okursanız katili siz de çözebilirsiniz. Oldukça güzel ve akıcı ki görüldüğü üzere 500 sayfa da olsa tek günde bitiriliyor. Cümleten iyi akşamlar efendim..
Konu: Eski özel asker Jack Reacher, kendince adaleti yerine getirirken kendini FBI tarafından şüpheli olarak suçlandığı bir durumda bulur. Suçsuzluğunu ispatlamalı veya bu işten kurtulmanın bir
İlk başlarında oldukça sıkılarak okudum. Hikaye kitabın ortalarına doğru başlıyor ve muhteşem bir hızla devam ediyor. Dili sade ve anlaşılır, konular arasi boşluklar yok.
Ana karakteri sevmedim. o yüzden de okurken çok zorladı beni. aslında çok güzel bir hikayeydi. finali de süprizdi evet. ancak karakter olmayınca olmuyor işte.
Kitaba çok önce başladım hızlı, hızlı okuyarak ve de aralar vererek okudum çünkü kitap çok detay veriyor. Dünya klasiklerinin haricinde ki romanların çok detay vermesine dayanamıyorum bu da beni yüzeysel okumaya sevk ediyor. Süperiz bir son olmadı benim için katil belli ediyordu kendisini. Sanırım biraz polisiyelerden uzak duracağım. Yada “Ahmet Ümit”e devam edilecek kaçarı yok
Lee Child (29 Ekim 1954 ) ya da gerçek adıyla Jim Grant, İngiliz gerilim yazarı. İlk romanı olan Killing Floor En İyi İlk Roman Anthony Ödülü'nü kazandı.
Her romanında Birleşik Devletleri dolaşan eski bir askeri polis olan Jack Reacher'ın maceralarını ele alır.
Kişisel Yaşamı
Grant İngiltere'nin Coventry şehrinde doğdu.Dört yaşındayken ailesi ve üç abisi Handsworth Wood'a daha iyi eğitim almaları için taşındılar.Grant 11 yaşına kadar Handsworth Wood'ta Cherry Orchard İlköğretim Okulu'nda okudu. Daha sonra ise Birmingham Kral Edward Okulu'na gitti. Babası memurdu ve küçük kardeşi de onun gibi bir gerilim romancısı oldu.
1974'de 20 yaşında Sheiffield Üniversitesi'nde Hukuk bölümüne girdi. Ancak hukuk okumaya niyeti yoktu bu yüzden tiyatroya başladı. Hukuktan mezun olduktan sonra televizyon prodüksiyonluğu işine girdi.
Grant'ın eşi Jane New York'lu.Ayrıca Grant Aston Villa Futbol Klübü'nün taraftarıdır.
Televizyon Kariyeri
İngiltere'deki ITV'nin bir parçası olan Manchester'deki Grenada Televizyonu'nda sunum yönetmeni olarak işe başladı. 1977-1995 yılları arasında burada çalıştı ve burada da televizyon kariyerini bitirdi.
Yazarlık Kariyeri
1997'de ilk kitabı olan Killing Floor'u yazyınladı ve 1998 yazında Birleşik Devletlere taşındı.
30 Haziran 2008 tarihinde, Child Kasım 2008'de İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi'nde ziyaretçi profesörlük yapacağını açıkladı. 2009 yılında, Child üniversitede öğrencileri için 52 Jack Reacher bursu finanse etti. Grant, 2009 yılında Amerika Gizem Yazarları başkanı seçildi.