Bu şaheser için fazla da söze gerek yok aslında. Ama şunu söyleyeyim kitap gerçekten bir aşk üzerine örülmüş gibi görünse de aslında çok katmanlı bir eser. İçerisinde aile kavramından mutluluğa dinden felsefeye her şeyi bulabilirsiniz. Burada uzun uzun kitabı anlatmayacağım tabiki. Sadece iki şey söylemek istiyorum. Benim en beğendiğim kısımlar Anna Karenina’nın bütün hikaye boyunca yaşadığı o ruhsal durumlar monolog olarak çok iyi hissettirilmiş. Yazarın bu karakterle örtüşmesi kadar siz de örtüşüyorsunuz ve kahramanınız sizin için artık “iyi” ve “kötü” olarak anılmanın çok ötesinde bir anlama sahip oluyor. Kendinizi onun yerine koyup haksızlıkları bile yazarın eşsiz anlatımı ve kahramanın ruhundan dökülen sözlerin tesiriyle yumuşatıyor, kitap boyunca onun yanında yer alıyorsunuz. Zaten bu kadar iyi bir başyapıt olmasının sebeplerinden biri de bu: Yazarın bu etkisi. Bir diğer demek istediğim ise Levin karakteri ile ilgili. Zaten bu karakterimizin de yârı otobiyografik özellik taşıdığını az çok biliyoruz. Ayrıca son sayfalara doğru bu kahramanımızın yaşadığı o “keşif”( çok detay vermemek spoiler vermemek adına bu kelimeyi kullanmayı uygun buldum. Aynı zamanda da kahramanın yaşadığı bu süreci bu kelime ile ifade etmeyi en uygun buldum.) süreci de çok iyiydi.
Kitap zaten genel anlamda farklı olaylar ve kahramanlar çevresinde ilerliyor gibi görünse de yazar buna rağmen merkeze Anna Karenina’yı koyuyor. Bunu zaten okudukça, sayfalar daha da ilerledikçe sizler de anlıyorsunuz. Genel anlamda evlilik ve aşk çemberi ile çevrelenmiş gözüken bir takım olaylar silsilesinde Levin karakterinin de etkisiyle aslında sadece bunlardan ibaret olmadığı da geçen sayfalar arasında kendini ifade ediyor.
Ayrıca bana göre dünyanın en iyi giriş cümlesine sahip olan bu eserde yazarımızın odaklandığı ve benim en dikkatimi çeken bu 2 noktayı sizlere sunuyorum. Şimdiden iyi okumalar diliyorum… Anna KareninaLev Tolstoy
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma