Gönderi

10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 115. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in Damga romanı, gençlik hayallerinden başlayıp bir ömür boyu süren bir yükün hikâyesini anlatıyor. İffet Bey, daha çocukken halasından dinlediği bir aşk fedakârlığından etkilenir; ama yıllar sonra kendi hayatında aynı fedakârlığın bambaşka bir gölgesine düşer. Aşkını korumak, sevdasını lekeletmemek için “hırsızlık damgasını” kendi elleriyle üzerine vurur. Oysa insan gençken, böyle bir kararın yıllar boyu peşinden geleceğini, hayatının her köşesine sinip yön vereceğini öngöremez. Bu damga, İffet Bey’in peşini hiç bırakmaz; fakat onun içindeki iyilik, zaman zaman yaptığı yardımlarda yeniden görünür olur. Romanın fonunda ise II. Meşrutiyet’in ilanıyla şekillenen toplumsal ve siyasal çalkantılar vardır. Dönemin insanları, bir sözün ya da bir iftiranın nelere yol açabileceğini en ağır bedellerle öğrenir. Nitekim İffet Bey’in babası da benzer bir suçlamayla anılır; böylece bireysel bir hikâye, neredeyse bir aile yazgısına dönüşür. Reşat Nuri, kahramanına “İffet” adını vererek ince bir ironiye de imza atar. Masumiyetin ve temizliğin simgesi olan bu ad, hayatı boyunca işlemediği bir suçla anılan bir karaktere aittir. Bu çelişki, romanın en güçlü edebî dokunuşlarından biridir. Damga, dedikodunun yıkıcılığını, fedakârlığın sınırlarını ve insanın vicdanıyla kurduğu sessiz hesaplaşmaları derin bir şekilde işler. Okudukça insan “keşke gençler de okusalar” diye geçirir içinden; çünkü bu roman, hem edebî hem de hayatın içinden çıkan bir ibret hikâyesidir. Yalnızca bireysel bir trajediyi değil, bir dönemin toplumsal belleğini de gözler önüne serer. Yine çok güzeldi ve yine naçizane #tavsiyemdir @inkilapkitabevi
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20254,173 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.