Merhaba arkadaşlar. Hepimize mutlu akşamlar. Bu ay biraz okuma serimizden geri kalmıştık. Şimdiyse geldik mi zihnimizin zincirlerini kırmaya. Bunun için ilk adayımız ise Spinoza oldu. O ve onun yazıları her zaman bir aydınlanma anının kağıda dökülmüş hali gibidir benim gözümde ve okuduğum tüm eserlerini dilediğiniz zaman benden isteyebilirsiniz. Şimdi başlıyoruz bu kıymetli eseri anlatmaya. Tabi bu, yalnızca bir anlatım çabası.
Peki, kavramların geometri ile açıklanmaya çalışılması neden önemlidir? Çünkü 2+2=4 dediğimiz zaman tam bir kesinlik ifade ederiz. Matematik bizlere bu kesinliği daima sağlar. Ancak bunu edebiyata yöneltirsek ve 2 + 2’nin 4 yaptığını düşünüyorum dersek, bu tamamen kendi yorumumuz olacağından herkes kendi yorumunu katabilir ve tam bir kesinlik sağlayamayız. Yazarın, matematiksel olarak ilerlemesinin temelinde bu tema olduğunu kesin bir dille ifade edebiliriz. Yani buradan hareketle evreni yalnızca aklımızla anlayabileceğimizi değil bunun yanında bu yapının asla tesadüf olmadığını, belirli bir işleyişi olduğu ve bunun matematiksel bir kesinliğe sahip olduğuna inanıyordu. Bizler de buna inanıyoruz. Bu alemin nizam ve intizamına inanıyorsak, buna da inanıyoruz. Her şey bir düzen içinde işlemese de kargaşa olsa halimiz ne olurdu sanki.
Yani bizler bu eseri, fiziğin de ötesinde fiziksel bir bilim olan Metafizik olarak kategorileştirebiliriz. Bu da önemli bir durumdur. Tabi daha yeni Sitchin kitaplarından çıktık. Haliyle zihnimizdeki düşünceler çok daha fazla yoğun. Ancak bu kitaptan çıkarabileceğimiz en net sonuçlardan biri de şu ki, insan düşünce ve akıl yoluyla, Tanrı’nın varlığını da kabul ederek ahlaklı ve mutlu bir yaşama ulaşabilir. Burada Tanrı’nın varlığını kabul etmenin temel sebebi de adı üstünde etik. Yoksa kimse kimseye saygı göstermez ve bütün insanlık gördüğü yerde birbirini katlederdi. Diğer yandan tam bir kadercilik veya teslimiyet izleri görmek de mümkün. Yani var olan ve meydana gelen her şey Tanrı iradesi ile olduğundan ve bu kararı yalnızca tek bir Tanrı verdiğinden endişelenmek veya korkmanın da anlamsız olduğunu savunur yazar.
Hatta burada bizler de birkaç soru sorabiliriz. Mesela bilimi ele alalım. Her şeyi açıklamak için -çok da iyi bir durum- tüm imkanlarını kullanan bilim, ahlakı nasıl açıklar. Ben buna şöyle bakıyorum. Bilim ve Din sanki çok farklı kapılara açılan bir yol olarak yansıtılıyor. Peki, gerçekte böyle mi? Tüm Tanrı inançlarını reddeden konulardan gidelim. Bir insanın inancı olmazsa, birine bir kötülük yaptığında ona ceza, iyilik yaptığında ödül olacağını bilmediği bir boşlukta durursa, bu kişinin nasıl iyi olmasını bekleyebiliriz ki? Bunu yalnızca iş ve arkadaşlık hayatı olarak düşünmeyelim. Karşıdan karşıya geçen yaşlı birini gördüğümüzde neden yola itmiyoruz mesela? İtelim. Yine hiçbir şeye inanmayan araç sürücüsü çarpmamak için çekilebilecekken çekilmese ve hatta hızlanarak bu insana çarpsa. Bunu engelleyen nedir? Ahlak ve Etik, ne basit bir dille anlatılır ne de inançsız olarak aktarılır. İnsanın içinde mutlaka inandığı bir şeylerin olması gerekir.
Ne yapsak bu kitabı ve içeriğini asla anlatamayacağız. Ancak elimizden geldiğince anladıklarımızı yorumlayacağız ki ne kadar değerli bir kitap olduğu anlaşılsın. Bu noktada benim aklıma bir soru takıldı. Sizce, mutsuzluğumuzun kaynağı nedir? Mesela iş hayatımızı ele alalım. Hepimiz farklı yerlerde çalışıyoruz. Aramızda illa ki daha fazla iş yapanlar vardır ve işten kaytaran kişiler çok daha fazladır. Veya daha bilgili olanlar vardır. Kendisine göre çömez sayılabilecek birinden çok daha düşük rakamlara çalışan. Dikkatimizi çeken durum işte burada devreye giriyoruz. Çok fazla düşünüyoruz, çok fazla sorumluluk almaya çalışıyoruz ve mutsuz oluyoruz. Bizim çabaladığımız pek çok şeyi önemsemeyen insanların ise oldukça rahat –hatta gevşek- hallerde olduğunu gözlemlemişizdir. Buradan yola çıkarak bizler mutsuzluğumuzun çok fazla düşünmekten ve sürekli olarak çözüm aramaktan kaynaklandığını söyleyebilir miyiz? Bence söyleyebiliriz. Bu da farklı ama bu andan itibaren yani bu kitaptan sonra benim de aklıma yatan bir durum olarak yerini aldı.
Beni benden alan bölümlerin birisi de ‘Mükemmellik ve Kusur’ üzerine işlenen bölüm oldu. Günümüzde de güzellik ve çirkinlik algısının nasıl yayıldığını biliyoruz. Mesela birine sinirleniyoruz. Sonra bunlar hep böyle tepkisi veriyoruz. En yakın dostumuz, ama ben de onlardanım dediğinde sen farklısın diyebiliyoruz. Bunu neden özellikle söyledim. Günümüzde öyle bir noktaya geldik ki 2+2=5 diye 100 kişiden 99’u kabul ederse, doğruyu söyleyen 1 kişiye yükleniliyor. Ona yüklenildiğini gören yüzlerce konuya alakasız kişi de o 1 kişiye yükleniyor. Böyle bir acımasızlık ‘Mükemmellik ve Kusur’ için de iyi bir örnek diye düşünüyorum. Yazar, buna çok daha geniş perspektiften bakmayı başarıyor tabi. Mesela biri bir şey yapıyor ve herkes onun ne yaptığını en başından biliyorsa o kişiyi takdir ediyorlar. Biri bir şey yapıyor ama bitene kadar kimse ne olduğunu bilmiyorsa işin sonuna kadar ona kusur buluyorlar. Biri bir şey yapıyor ama yeni bir şey olduğu için kimse ne olduğunu bilmiyorsa ne tepki vereceklerini de bilmiyorlar. Bunu da Türk aile yapısına bağlayayım mı?
-Misal, aklınızda bir hedef var ve bu doğrultuda ilerlemek istiyorsunuz. O da ne? En yakınlarınızdan itibaren herkes size nasıl başarısız olacağınızı anlatıyor. Aman! Bitti mi? Hayır. Başarılı olduğunuzda en yakınlarınızdakiler herkese nasıl yanınızda olduğunu, size ne destekler verdiklerini öyle bir anlatıyorlar ki. Tanıyamazsınız. İşte Mükemmellik İşte Kusur. Seçin, beğenin ama asla almayın.
Bu yüzden en yapacağız? Yalnızca inandığımız şeyleri yapacağız. Bir mesele bizim için önemliyse o meseleyi halletmek için çabalayacağız. Herkese ve her şeye yetişmeye çalışanın yalnızca kendisine geç kalacağını ve kimsenin bunu umursamadığını hatırlayarak yalnızca kendi hedeflerimizin ve inandıklarımızın peşinde koşmaya özen göstereceğiz. Bencillik mi? Belki bunu bencilce bulup itiraz eden insanlar olacaktır. Bu tarz insanlar her zaman vardır ve asla tamamen yok olmayacaklardır. Ama yapacak bir şey yok. Hepimiz çok küçük çocuklarken dünyayı kurtarmayı hayal ediyorduk ama gerçekler asla böyle değil.
İncelemeler:
#43955427#134291176#134354648#134376323
Okumalar:
Anlama Yetisinin Düzeltilmesi Üzerine İnceleme (Aklın Islahı Üzerine Bir İnceleme)
Descartes Felsefesinin İlkeleri ve Metafizik Düşünceler
Ethica (Geometrik Yöntemlerle Kanıtlanmış ve Beş Bölüme Ayrılmış Ahlak)
Kısa İnceleme
Politik İnceleme
Hepimize iyi okumalar dilerim..