Puan vermedi·517 syf.····Okunma: 19 Ağustos 2025 22:04 Martin Eden, hayatı denizcilikle geçmiş, toplumun alt kesimlerinden gelen bir gençtir. İlahi güzelliğe ve saflığa sahip olduğuna inandığı, burjuva sınıfından olan Ruth adındaki kadına aşık olmasıyla kendi bayağılığını ve cahilliğini gün geçtikçe daha da derinden hissetmesiyle kendini geliştirmeye ve aşık olduğu kadının seviyesine yükselmeye karar verir. Bu sayede aşığının ailesinin onayını alarak onunla evlenebilecektir. Bu süreçte fazlasıyla okur, düşünür, siyasi ve felsefi tartışmalara dahil olur. İlerleyen süreçte zihninde dolup taşanları yazmaya başlamasıyla büyük bir yazar olma ideali oluşmaya başlar. Deneme ve öyküleri dergiler tarafından durmadan reddedilen Martin Eden, hayatını yazmaya adadığından artık bir gelir kaynağı kalmamıştır ve yoksulluk içinde hayatını sürdürmeye çabalar. Yoksulluğı öyle bir noktaya gelir ki tek takım elbisesini rehin vermek zorunda kaldığı için sevgilisinin evine misafir olamamaya, günlerce yemek yiyemediğinden zayıf düşen bünyesi sık sık hastalanmaya başlamıştır. Sevgilisinin, akrabalarının, arkadaşlarının kısacası onun dışında bütün dünyanın Martin'in başarılı olacağına olan inancı kalmamıştır ve onu bu boş sevdasından vazgeçirip düzgün bir iş bulmaya ikna etmeye çalışırlar. Halbuki Martin Eden'ın kendine ve yazdıklarına inancı tamdır. Bir gün çok başarılı olacağından emindir ve öyle de olur. Bir gün bir yazısı dergi tarafından kabul edilip basılır ve basında büyük tartışmalara sebep olur. Giderek ünlenen Martin Eden'ın diğer eserleri de çok geçmeden peş peşe basılır ve çok kısa sürede büyük bir üne kavuşan Martin'e yakınlarının tavrı da tamamen değişir. Onu ve fikirlerini küçümseyen pek çok kişi onu yemek masasına davet edebilmek için sıraya girmişlerdir tam bu noktada Martin içinden tüm o insanlara şunu haykırır "Neden ben açken karnımı doyurmadınız, halbuki o kitaplar o zamanlarda çoktan yazılmıştı." Martin'in eskiden olduğu kişiden hiçbir farkı yoktur kendi gözünde. İnsanların gözündeyse değerinin bu denli fark etmesinin sebebi kazandığı şöhretten başka ne olabilir? Martin bu sahteliği fark ettiğinde sevdiği kadın da dahil olmak üzere etrafındaki herkese hissettiği hayal kırıklığı ve tiksinti onu etrafındaki dünyadan giderek koparmaya başlar. Bir zamanlar fazlasıyla önem verdiği kişiler bile artık hiçbir anlam ifade etmez ona. Sevdiği kadının aşkını kazanmanın bir yolu olarak gördüğü şöhret, onun için hiçbir anlam ifade etmiyordur artık çünkü bu sayede kazanılan aşkın ona eskisi gibi ilahi ve saf gelmediği gerçeğiyle yüzleşmiştir. Hem onca çabayla yükseldiği üst sınıfın hem de içinden çıkıp geldiği alt sınıfın içinde kendini tam olarak ait hissedememiş, bunun getirdiği kimlik bunalımı içinde eski günlerinde olduğu gibi fırtınalı bir denizde ordan oraya savrulurcasına savrulmaya başlamışken okuduğu bir şiirin bir dizesindeki cümle kafasındaki tüm belirsizliklerini ortadan kaldırır. Ve artık Martin için yapılacak tek bir şey vardır.