İskender Pala , tarihî ve edebî birikimi ile biz okuyucularını bu defa ruhani bir yolculuğa davet ediyor. Kervan , yalnızca bir roman değil; adım adım ilerleyen bir seyr-i sülûk, her durakta başka bir hakikatle yüzleştiğimiz bir iç yolculuk.
Kervan kitabı; hac yolculuğuna çıkan bir kervanın hikâyesi üzerinden kurgulansa da, bana her okurun kendi kalbine yaptığı yolculuğu temsil ediyor duygusunu hisettirdi. Her karakter, farklı bir insan hâlini; her olay, içimizdeki farklı bir sınavı yansıtıyor sanki. İskender Pala , yolun çilesini, sabrını ve hikmetini, kimi zaman bir atasözüyle, kimi zaman derin bir tasavvufî sözle iç içe geçiriyor.
İskender Pala ’nın kalemi en sevdiğim kalemlerden birtanesi diyebilirim akıcı, ince dokunuşlarla bezeli. Ancak bu kez tarihten çok maneviyata yaslanıyor. Sade ama derin bir dil kullanıyor; her sayfada beni bolca düşündürdü, ve sarstı. Sayfalarda ilerlerken sadece bir hikâyeyi değil, kendi içimi de okudum. “Amelsiz tevhit olmaz” diyen bir satırda imanımı sorguladım, “Canını kaybeden biri kendine canan istiyor” cümlesinde aşkın fedakârlığını düşündüm.
Kervan yolculugum zaman zaman beni hüzünlendirdi, zaman zaman umutla doldurdu. İskender Pala bana yazdığı cümlerlerde hayatın geçiciliğini ve yolun aslında bir hazırlık olduğunu hatırlattı. Kitap her adım da bize dünyadaki yolculuğumuzun da geçici olduğunu söylüyor.
Yol Senin, Yük Senin
Kervan ’ın sonunda bana kalan şey, yalnızca bir kurgunun tatlı izleri değil; kendi yolumu, kendi yükümü ve kendi kalbimi yeniden düşünme çağrısı oldu.
Ve İskender Pala , bana yazdıgı cümleleri ile sayfalarda şunu fısıldadı;
“Her insan bir kervanın yolcusudur; ama önemli olan varacağın değil, yürürken neyi taşıdığındır.”
Peki siz kervan yolculuğunuz da neyi taşıyorsunuz?
Sevgiyle ve kitaplarla kalın keyifli bol düşünmeli,sorgulamalı okumalar dilerim
@nrmn97 malesef bazen öyle oluyor 😊
O nedenle az ve öz alıntı yeterli bence.Tabiki herkes öyle düşünmeyebilir saygı duyarım ve keyifle okuyorum alıntıları😊🥰
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.