·448 syf.····Okunma: 21 Ağustos 2025 01:58 Saygımdan biraz da seni yarım bırakmaya kıyamadıysam...
Kalp Attığı Sürece'den sonra kocamaaan bir hayal kırıklığı oldu bu kitap. Halbuki orada Oliver'dan bahsedilince epey ilginç bir hikâyesi olur diye düşünmüştüm. İlginçti de, şayet yazar işleyebilseydi.
22 yıl bir yerde tutsak edilen ve çocukluğundan beri kandırılan bir karakterin hikayesi bu. Fakat biz Oliver'ın tutsaklık hayatına dair hemen hemen hiçbir şey okumuyoruz. E, o zaman onun 22 yıl hiçbir şeyi sorgulamamasına nasıl inanalım? Küçük bir çocuğu kandırmak kolay ama kendini yetiştirmiş bir adamı kandırmak kolay mı? Senelerdir manipüle edilen, kendisini kaçıran kişiyi kahramanı olarak gören birisi elbette kanabilir. Ama yazarın bizi inandırması lazım buna. Yazar bunu yapmayınca Oliver'ın anlattıklarını şüpheli gözlerle izleyen polislerden bir farkımız kalmıyor çünkü.
Üstüne üstlük Oliver tam anlamıyla bir psikolojik destek de almıyor. Sydney ve Gabe sayesinde bu zor günleri atlatıyor. Yerseniz. Yahu 22 yıl bir yerde tek başına kalmış, kandırılmış bu adam. Ne demek travmalarını öylece atlatmak, ne demek yardım almamak! Kalp Attığı Sürece'de son sayfaya kadar travmaları ile uğraştı karakterler, ki ona rağmen bu konunun üstüne biraz daha düşülebilir demiştim. Bu kitapta ise komple yok sayılmış bu konu. Onun yerine başarısız ve öngörülebilir bir gizem yazmaya çalışmış yazar. Ha bir de Oliver ile Sydney'in gelgitli ilişkisini anlatmış sayfalarca. Geri kalan her şeyi üstten üstten geçmiş.
Tüm bu sebeplerle de Oliver tam oturmayan bir karakter olmuş. Bazı konularda gayet bilgili ve açık sözlüyken bazı konularda inanılmaz saf. Olabilir mi? Olabilir. Ama o denge tam kurulamadığı için Oliver eğreti bir karakter olarak kalmış.
Kitabı dair sevdiğim şeyler ise pek iyi işlenmese de Oliver ile Sydney'in güçlü bağı ve kitabın isminin anlamı oldu. Yazarı bu konuda takdir ediyorum. Kitaplarının ismi ile içeriğinin uyumlu olmasına önem veriyor. Burada da Lotus hikayesini güzel bağladı.
Diğer açılardansa kitap sınıfta kaldı. Yazarı tanımasam, çok daha sivri köşeleri olan bir konuyu gayet iyi işlediği bir kitabını okumamış olsam demek ki tarzı buymuş der, bir daha herhangi bir kitabını okumaya gönüllü olmazdım sanırım. Üzdün Jennifer Hartmann.