Yazardan Kalp Attığı Sürece kitabını okumuş ve kalemine, hissettiklerine bayılmıştım. Lotus çıktığında konusunu bile okumadım çünkü yazarın bana neler hissettireceğini tahmin ediyordum. Benim için ilk okuduğum kitabı kadar etkili olmasa da yine severek okudum.
Takıldığım bazı şeyler vardı. Oliver ortaya çıktıktan sonra hastane ve psikolog süreci çok azdı. Yirmi iki yıl hayattan uzak kalan birinin ciddi uyum sorunları olur bence. Üvey kardeşi ve çocukluk arkadaşı, yan komşusu Sydney ne kadar yardımcı olabilir kafam da oturmayan kısımdı.
Kitabın sonlarına doğru Oliver'ın kaçırılmasının nedenlerini öğrendiğim de gerçekten çok şaşırdım.
Dünyanın geri kalanı için o, 4 Temmuz'da kaybolan küçük çocuktu. Ama Sydney Neville için her şeydi. En yakın arkadaşı ortadan kaybolduğundan beri kalbi aynı değildi, ama hayatını o eksik parçanın etrafında kurmayı öğrenmişti. Yirmi iki yıl sonra, Sydney'nin beklediği son şey Oliver Lynch'in geri dönmesiydi. Yıllarca yer altında esir tutulan Oliver, onu bekleyen garip yeni dünyaya yabancıydı; ama hayattaydı. Buradaydı. Ve ne kadar değişmiş olursa olsun, o ve Sydney aralarındaki bağı hala hissediyorlardı.
Oliver, neredeyse otuz yaşında ve hiçbir yaşam tecrübesi olmadan topluma yeniden uyum sağlamaya çalışırken, Sydney de onu nihayet geri kazanmak için mücadele ediyor. Çok fazla çaba ve sabır gerektirse de, bu ikili yeniden arkadaş oluyor. Hikaye boyunca, özellikle Oliver olmak üzere, ikisinin de nasıl büyüdüğünü ve değiştiğini okuyoruz.