Reed’in sevgi dili aklımdan çıkmayacak. O küçük jestleri, bakışları, davranışları… beni resmen mest etti.
Halley de
tatlıydı, ama kitabı o “tam anlamıyla doymuşluk” hissini yaşamadan bitirdiğim için içimde bir eksiklik kaldı.
Bu yüzden 2 puan kırdım.
Birincisi TARAyuzunden…
İkincisi ise yazarın yazmaya kıyamadığı o uzun, doyurucu aşk sahnelerinden. Epilog neredeyse yok gibiydi. Yani bizi o kadar ağlat, süründür… sonra mutlu sonu doğru düzgün vermeden bırak? Ayıp ettin Jennifer.
Yazarın anlatım dili ise çok akıcıydı. Ama bana bir şeyi net hatırlattı: dramadan uzak durmam gerekiyor. Gözyaşlarım resmen şelale gibi aktı.
Ve şunu da söylemeden geçemem…
Kısacık dokunuşlar, o derin bakışlar bende çoğu “dark smut” sahneden çok daha büyük etki bırakıyor. Resmen eridim. Çünkü bu hikâyede olay sadece fiziksel çekim değildi; ruh eşi olduklarını hissettirdiler.
Ama… şu kız karakter yok mu…TARA
Gerçekten sinir katsayımın tavan yaptığı noktaydı. Böyle iyi bir anne babadan bu kadar şımarık, bencil, düşüncesiz bir karakter nasıl çıkmış aklım almıyor. Son sayfalarda adını her gördüğümde gözlerimle lazer atıp yok etmek istedim. Yaşanan tüm trajedinin temelinde onun olması da cabası.
İyi bir arkadaş olmaya çalışırken, berbat bir evlat oldu bence.
Kinci, şımarık… kendisine puanım net 1.
Ama kitaba 8 veriyorsam, bu tamamen o muhteşem babanın ve Reed’in hatrınadır.
Ve Reed’i üzen herkesi de buradan kınıyorum.
Okuduğum age gap hikâyelerinde beni uzuntuden ağlatan ikinci karakter Reed oldu. İlki de Gratify’daki Atlas…
Ah benim olgun, yaralı uzumlu keklerim…