·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ağustos 2025 00:00 "SAĞIR ŞEZLONG"
"Ne yaparsan yap imkansızdı bu kokudan kurtulmak. Ekşimiş yoğurt, beklemiş soğan, unutulmuş zaman, vazgeçilmiş hayat kokusu."
Bugünün dünyasında, ruh sağlığını korumak, ilişkileri sürdürebilmek ve umutlu kalabilmek hiç kolay değil. Belki de bu yüzden “Sağır Şezlong” sadece bir öykü kitabı değil, içsel arayışta olan okuyucular için bir dost gibi yanında duruyor. Söylenmemiş sözlere tercüman oluyor, suskunluklarımızın altını çiziyor.
Birbirinden bağımsız ama tematik olarak birbirine dokunan 12 öyküden oluşuyor kitap. Her biri hayatın farklı dönemlerinden, farklı karakterlerin hayatındaki küçük ama önemli kırılma anlarına odaklanıyor.
Okurken bazen 90’ların sayfiye kasabasına, bazen Bomonti’de gergin bir yemek masasına, bazen de kurmaca bir adada sessiz bir şezlongun üzerinde yaşanan içsel hesaplaşmaya gidiyoruz.
Yasak bir aşktan ölüme uzanan hikâyelerden, yirmi yıl sonra babalarını ziyaret eden iki kız kardeşin verdikleri kararla babalarının hayatını değiştirme çabasına kadar birçok farklı öykü karşımıza çıkıyor.
Evlere temizliğe giden, intihara meyilli bir kadının kendisine âşık olan bir adamla evliliği, ama sadece bir bileklik yüzünden kezzapla hayata tutunmaya çalışan bir “yaşayan ölü”ye dönüşmesi… Bir ağacın dallarına yüklenen anlam ile felçli bir hastanın yaralı kalbi… Ve tabii kurmaca bir adada şezlong üzerinde yaşanan içsel hesaplaşma… Hepsi bu kitapta.
Peki ya kitaba adını veren Şezlong hikâyesi?
Annelik yorgunluğu ve hayata komik bir isyanın birleştiği bu öykü, kitabın ruhunu çok güzel özetliyor. Sessiz isyanlar, söylenemeyen sözler, saklı kalmış sırlar. Komik bir isyanın dile gelişini okumak, bence kitabın en tatlı sürprizlerinden biriydi. “Sağır Şezlong” hepsine ışık tutuyor.
Tüm öykülerde ortak olan şey; ruhların sessiz isyanları, söylenemeyen sözler, saklı kalmış sırlar ve açığa vurulamayan durumlar. Kimi zaman trajediye, kimi zaman ise hayatın kaçınılmaz gerçekliğine dokunuyorlar. Karakterlerin içsel sıkışıklıkları, kalp kıran çocukluk anıları ya da tesadüfi karşılaşmaları; aslında bize hepimizin yabancısı olmadığı hikâyeleri hatırlatıyor.
Bazı kitaplar vardır, bize dışarıdan bakan bir göz gibi değil de, içimizdeki sesin yankısı gibi dokunur. Gündelik yaşamda görmezden geldiğimiz küçük kırılmaların, aslında hayatın en büyük çatlaklarını oluşturduğunu hatırlatıyor “Sağır Şezlong”. Çocukluğun kalp acıtan deneyimleri, aile içinde saklı kalan sırlar ya da umutsuzlukla umut arasındaki ince çizgi… Bu kitap, hepsine dokunuyor.
Parçalanmış bedenlere paralel olarak parçalanmış ruhlar, geçmişi şimdide bulan karakterler, “haydi bana istediklerimi söyle” diyen ama cevabı hayatın içinde bekleyenler…
Kitapla Kalın.