Puan vermedi·41 syf.····Okunma: 21 Ağustos 2025 00:00 Peygamber efendimiz ve O'nun ruhu için, el fatiha.🪻️
Dedeme kendi aramızda O derdik. Ama böyle parantezli yıldızlı O.
[O]*
Büyüğümüz, başbuğumuz ağzımıza ne gelirse. Ondan başka yoktu çünkü. Canımız ciğerimiz her şeyimizdi valla. Ankara'ya her geldiğinde abim konfeti patlatırdı eve girerken O geliyor parçasını açardı. Annem de bize gülerdi neresi ay parçası kara dede diye. Kara mara değil valla ela gözlü baya bildiğin jön gibi bir şey bizim için. Bana yeter evlen dediğinde senin gibisini bul tamam derdim çok hoşuna giderdi. İmkansızı tanırdı. Ne doyduk diyebiliyorum ne de doymadık. İnsan çok sevince gerçekten doyulmuyormuş... Çocuklar bile nasıl mutlu olurdu o geliyor diye. Ciritçi Abdullah adı kaldı üzerinde. Öyle sanıyorlar. Evliya gibi bahsediyorlar. Yanlış bir şey söylese de rahmani bir sır arıyorlar. Bavukeağmey bir bildiği vardır. Ensar yasini okuduğuna şahit olduğu için hafız muamelesi yapıyor Emre söylediği türkülerden dolayı aşık ozan falan zannediyor. Bilmedikleri için değil, öyle düşünmek hoşlarına gidiyor. Kendi kendilerine her şarkıyı ona uyarlayıp rap yaparlar hala. Rüyalarında görüp mutlu oluyor bazen ağlıyorlar. Onların yanında mantıklı durmak zorundayız belki ama bazen onları kıskanıyorum. Ne zaman dedemden bahsetsek sabahına rüyalarında görüşüyorlar. Çocuk olmak bir nimet kıymetini bilene. Ben iki kez gördüm şimdiye kadar ikinci sefer gülerek konuştu benimle çok mutlu oldum. Normalde de kitaplarımı köye götürüp önünde ısınmak en büyük hayaliydi. Bu serseriliği bırak diyordu. Fark ettim. Bir de anneme serseri diyordu. Bence dedem baş edemeyince öyle diyordu bir de sevince. İkisi de bana uyar. Özlüyorum valla. Hayatımda iki tane böyle çaresiz özlemim var. Biri dedem. Onu düşünüp birden mutlu oluyorum, sarılasım geliyor ve onu yapamayacağımı anlayınca uff. Ama şu an bir bakışını hatırladım. Samimi bir gülüşü vardı ama böyle en sonda yapardı. Önce tuhaf tuhaf şeyler söyler şok eder sonra da eğer şakasını anladığını anlarsa o gülüşü yapardı çaresiz tatlı bir gülüş. Samimiydi benim dedem. Evet. Hiçbir samimiyetsizliğin görmedim eminim. Ben ki babam olsa acımam. Bu ne şimdi diyebilirim. Hiç yakıştıramadığım bir şey sevdiklerime samimiyetsizlik ve dedemin uzaktan yakından alakası yoktu. Netti net. Bu cebe giren çıkmaz, sizi öldüren katil olmaz gibi modları vardı. Özlüyorum. Keşke demiyorum ama yine de daha fazlası için üzülüyorum ve özlem hissediyorum. Güzel bir ömür için denilecek bir şey yok, ama candan sevince her ayrılık ölüm, her ölüm erken.
Mekanın cennet olsun canım bavukeağmeyim.
Ha.
Ölülere Kur'an okunmaz muhabbetine tahammül edemiyorum. Acaba ne olursa olsun okuyan diriler olduğu için zaten meselenin özünde anlaşmış olmuyor muyuz?
Ayrıca. Ben kendi adıma iliklerimde hissediyorum 'ölülerin' hissettiğini. Bavukeağmeyim 41 yasini altın bir tepside almıyorsa ben de bir şey bilmiyorum.
Sayı işlerine de bir şey diyemem ama şöyle bir durum var ki motivasyon oluyor. Okuyalım ama nereye kadar?
41 yasin iyi duruyor. Ben Risale-i Nur'da böyle bir şey okumuştum kendi adıma . Tabii ki bir dayanağı yok yani yağmurla ilgiliydi olay sanırım ve üstad yasin suresini şefaatçi yapalım deyip kırk bir defa okunması söylemişti. Zaten halk arasında da bir şeyi kırk defa söyleyince olur diye bir şey yok mu? 41 iyi duruyor. İşte o kadar.
"Yâsin, Kur'ân'ın kalbidir. Allah'ı ve ahiret gününü arzu ederek Yâsin okuyan kimsenin geçmiş günahı affedilir. Onu ölülerinize okuyunuz." (Ebû Davud Cenâiz 20; İbn Mace, Cenâiz 4; İbn Hanbel, Müsned V, 26, 27).
"Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'ân'ın kalbi de Yâsin'dir. Kim Yâsin'i okursa, Allah onun okumasına, Kur'ân'ı on kere okumuş gibi sevap yazar." (Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'n, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân, 21).