8/10
·400 syf.··
2025 3. kitabı
Zamanın ruhu diye bir gerçeklik var hakikaten... Aksi takdirde Gorki'nin bu akıcı ama didaktik, devrime adanmış, politik mesajı yoğun eserinin yazıldıktan sadece 2 sene sonra dilimize çevrilmesini nasıl açıklayabiliriz? Önsözde anlatılanlara bakılırsa Turgenyev 20, Dostoyevski 60 yıl sonra Türkçe ile buluşabilmiş. Ancak mesele istibdat karşıtlığı olduğunda sinekten yağ çıkaran ittihatçı gayretkeşlik "Ana" yı 2 yıl sonra Türkçeye kazandırmış. Kimi edebi eserler insanlık tarihine yön veren kesitleri o kadar ustalıkla yansıtır ki; o alanda yazılan onlarca akademik metin yerine o edebi kurgu tek başına büyük resmi verebilir. Bizim edebiyatımızdan sözgelimi Meşrutiyet devrini derli toplu görebilmek adına "Üç İstanbul" u zikredebilir miyiz? İşte Gorki'nin "Ana"sı da bu şekilde Bolşevik Devrimine giden süreci mahallenin içinden bir gözle bize aktarıyor. Bir yandan devrimi inşa eden kadroların nasıl motive olduğunu gözlemlerken, diğer yandan muhatap oldukları otokrasinin taşradaki yansımalarını izliyoruz. Gorki'nin "Ana"sı, bütün ömrü koca şiddetiyle geçen o zavallı kadın, devrim fikriyle tanışıyor ve oğlunun aydınlattığı yolda benliğini keşfediyor. Bu keşif ona yeni bir kişilik armağan ederek bizlere de Ana'nın bireysel macerası üzerinden Çarlık Rusya'da devrim mücadelesinin kılcal damarlarında gezinme imkanı sağlıyor. NOT: Kitabı Yordam Yayınlarına ait çevirden okudum. Bu çeviri Zaven Biberyan tarafından yapılmış ve kitap Rusça'dan değil Fransızca'dan çevrilmiş. Tuhaf bir tercih...
Roman-Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Yordam Kitap · 201634,4bin okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.