Gönderi

DvGS ama dünyanın en iyi romantacy serisi!
9/10
·540 syf.··
2025 1. kitabı
Öncelikle bu seriye bu kadar geç başladığım için pişmanlıktan da öte daha yoğun duygular yaşıyorum. Daha önce 2023 yılında okumaya başlayıp 152. sayfada bırakmıştım çünkü çok sıkıcı gelmişti. Durağan ilerliyordu, doğru düzgün bir olay olmuyordu. O zaman bi 50 sayfa daha dayansaydım keşke. Çünkü tam olaylar 200. sayfadan sonra başlıyormuş. Kısaca konusuna gelecek olursak: Feyre adında bir genç kızımız var. Kendisi 19 yaşında ve bir kulübede sakat olan babası ve iki ablasıyla beraber yaşıyor. Evin en küçüğü olmasına rağmen diğer iki kız kardeşinin yapmadığı şeyi yapıp eve yiyecek getirmekle uğraşıyor. Bunu da her gün ormana gidip avlanmakla gerçekleştiriyor. Feyre yine bir gün ormanda avlanmaya çıkmışken bir karaca görüyor ve tam okuyla onu vuracakken bir kurdun da karacayı avlamak üzere olduğunu görünce yönünü değiştirip kurdu vuruyor. Kurt sandığı şey ise kurt kılığına girmiş bir peri aslında. Daha sonra ise perinin en yakın arkadaşı intikam almak için önce Feyre’yi öldürmek istiyor fakat sonra bundan vazgeçip Feyre’yi periler diyarına yani Prythian‘a götürüyor. Spoiler vermişim gibi gözükebilir ama koca bir seride geçen olayların geneline baktığımızda anlattığım kısım devede kulak kalıyor. Kitap o kadar farklı yerlere gidiyor ki “Biz neredeyiz, burası neresi, neler oluyor?” sorularını sordum çoğu kez. En başta da dediğim gibi ilk 200 sayfa beni çok sıkmıştı ama ondan sonra kitap açılıyor; farklı karakterler, yaratıklar, canavarlar, olaylar giriyor işin içine. Bir noktadan sonra “Feyre bunları nasıl kaldırıyor?” diye sormadan duramadım. Çok güçlü bir kadın karakter. Yaşının üstünde olay yaşıyor, psikolojisi darmaduman oluyor ama bunlara rağmen her zaman ayağa kalkıyor. Tamlin karakterini başlarda sevdim hatta çok sevdim diyebilirim. Üstündeki kara belaya rağmen bir şeyler için çabalıyordu. Lakin kitabın sonlarına doğru pasif tavırları, bazı vurdumduymaz halleri beni çok irrite ettiği için soğudum. Lucien… En üzüldüğüm karakterlerden biriydi. Yaşadıkları, sevdiğinin başına gelenler ve ailesinin ona karşı olan tutumu… Evrenin en yalnız adamı değil de ne? Canım Lucien. Ve Rhysand. Gece Sarayı Yüce Lordu Rhysand… Onun olduğu sahnelerde sürekli güldüm. Öyle bir enerjisi var ki en gergin sahnede bile bir hareketi ya da söylediği en ufak söz o gerginliği alıp götürüyordu. Feyre’yi her koşulda sinir etmesi, Tamlin ve Lucien’e üstten bakması, hikayenin kötü adamıymış gibi hareket etmesi… Tam bir pislik gibi davransa da derinlerde bir yerde iyi biri olduğunu her koşulda belli eden davranışları beni kendine çekti. Kitaba başlamadan önce çok fazla spoi yemiş olsam da keyifle okudum. Heyecan dozu yüksekti. Sırrın içinde sır, gizemin içinde gizem olması kitabı okurken hop oturup hop kalkmanıza sebep oluyor. Şu an serinin ikinci kitabı olan Sis ve Öfke Sarayı ‘yını okuyorum. Bitirdiğim zaman onun da incelemesini girmek için sabırsızım.
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.