“Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikâyeler biter. Birinin, yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.” s.220
Bu sefer ağlattın be Alper Kamu. Cinayet romanında da felsefe yapılmaz, hüzünlere gark olunmaz ama Alper Canıgüz . Serinin ilk kitabı olan Oğullar ve Rencide Ruhlar ‘ı aşırı sevmiştim. Ta ki 2. kitap olan Cehennem Çiçeği ‘ni okuyana kadar. İçerisinde her şey ama her şey var. Tıpkı hayat gibi.